(818 S. K. m. 54) (743 S. K. m. 320)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davası nedeniyle yapılan yargılama sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine ilişkin hükmün davacı idare avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşuldu.
Karar: Davacı orman idaresi, davalının gerekli özen ve gözetim ödevini yapmaması nedeniyle küçük çocuğunun yaktığı ateş sonucu devlet ormanının yandığını ileri sürerek, 170.828 liranın tahsilini talep etmiştir. Yerel mahkeme, köylü olan davalının olaydaki tutumunun örf ve adete uygun olduğu ve babaların çocuklarını her zaman yanında bulunduramayacağı gerekçesi ile davalı baba hakkında açılan davayı reddetmiştir.
Dava, aile reisinin yasal gözetim ve özen ödevinin yerine getirilmemesine dayanan bir sebep sorumluluğunu (kusursuz sorumluluğu) düzenleyen MK. nın 320. maddesine dayanılarak açılmıştır. Bu maddede ev başkanının objektif özen ödevini yerine getirmediği bir karine olarak kabul edilmiştir. Buna göre aile başkanının sorumlu tutulabilmesi için, özen ve gözetime muhtaç aile üyelerinden birinin hukuka aykırı bir davranışla üçüncü kişilere zarar vermiş olması yeterlidir. Ev başkanı bu sorumluluktan MK. m. 320'deki kurtuluş kanıtına dayanarak kurtulabilir. Olayımızda yerel mahkemece de kabul edildiği gibi, davalı baba ile yangını çıkartıp ormana zarar veren küçük Oktay arasında ev başkanlığı ilişkisi vardır. Ve davalı baba dava konusu zarardan MK. nun 320. maddesine göre sorumludur. Olay sırasında küçük Oktay'ın yanında annesinin bulunması, babanın ev başkanlığı sıfatını ortadan kaldırmaz; çünkü anne burada babanın yardımcısı durumundadır. O halde bu aşamada üzerinde durulup, çözümlenmesi gereken sorun, davalının bu kabul edilen sorumluluğunu kaldıracak bir kurtuluş kanıtının mevcut olup olmadığının tespitidir.
MK. m. 320/1 'e göre aile başkanı, gözetimi altındaki aile üyesine mutad ve ahvalin gerektirdiği ölçüde özen ve gözetimde bulunduğunu ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Madde metninde özen ve gözetimin ölçüsü ahvalin muktezi bulunduğu ve mutad veçhile deyimleri ile ifade edilmiştir. Ahvalin gerektirdiği özen ve gözetimin tespitinde, somut olayın koşulları dikkate alınmalı ve bu koşullar altında orta seviyede ve makul bir aile başkanının alması gerekli tedbirleri alıp almadığı hususu saptanmalıdır. Maddedeki (mutad) teriminden amaç, sorumluluğun kaynağını teşkil eden zararlı olayın meydana geldiği yerde ve zamanda yürürlükteki örf ve adetlerdir. Ancak olayın koşulları, mutaddan fazla özen gösterilmesini gerektiriyorsa veya yeterli derecede özen gösterilmemesi konusunda yerleşmiş adet ve alışkanlıklar mevcutsa, ev başkanı, mutad özeni gösterdiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulmamalıdır. Tandoğan'ın belirttiği gibi, mutad özen, ancak fazla özen gösterilmesi gerekmeyen ve yetersiz özen hususunda kötü adetlerin bulunmadığı hallerde özen derecesinin tayini için bir ölçü, bir belirti olabilir. (Bakınız: Mehmet Ünal Aile Başkanının Sorumluluğu Say. 120-134-Ankara 1979) (Haluk Tandoğan - Akit Dışı Sorumluluk - Yüksek Lisans Ders Notları - sayfa 46-50).
Zarara neden olan yangının, davalı babanın küçük oğlu Oktay'ın zeytin bahçesinde otların toplanması için annesine yardım ettiği sırada kuru otları kibritle tutuşturması ile başladığı ve Devlet ormanına sıçradığı anlaşılmaktadır. Bir millî servet olan ormanların korunması ve muhafazasının, her şeyden evvel davalı gibi köylü olan yurttaşların yararına olması ve bunların korunması için milletçe köylü kentli ayırımı yapmaksızın daima mutaddan fazla özen ve dikkat göstermemiz gerektiği kuşkusuzdur. Esasen orman yangınlarının açtığı zararların ülkemizde ne boyutlara ulaştığı herkesçe bilinmektedir. Yangının meydana geldiği bölgenin orman yangınları bakımından hassas bölge olduğu ve küçüğün annesi ile birlikte bırakıldığı bahçenin ormana çok yakın bulunduğu dikkate alındıkta, aslında davalı babanın yukarıda belirtilen mutad'dan çok daha fazla özen göstermesi gerektiğinin kabulü zorunludur. Davalı babanın oğluna ormanların korunması hususunda yeterli bilgi ve terbiyeyi vermediği, bu somut olayın varlığı ile sabittir. Gerçi köylerde küçük çocukların daimi gözetim altında bulundurulmaması çevre şartlarının bir gereği ve küçüklerin tarlada çalışmaları da mutad hallerden ise de, bir şeyin mutad olması, ondan doğacak zararların da mutad olmasını gerektirmez (Örneğin; çocukların oyun oynamaları mutad hareketlerdendir. Ancak oyun içinde küçüğün arkadaşına taş atması tehlikeli ve zararlı sonuç doğurabilir cinsten olduğundan bundan doğacak zararın da mutad olduğu düşünülemez (4.H.D. 15.11.1976 gün 975/9838 E., 9847 K. ve 22.12.1976 gün 975/613 E., 12656 K. sayılı ilamları).
Mahkemenin MKnun 320. maddesinin yorumunda ve delillerin değerlendirilmesinde hataya düşerek davalı babanın sorumsuzluğunu kabul ile davayı reddetmesi, anılan nedenlerle Usul ve Yasaya aykırıdır ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın gösterilen nedenlerle davacı idare lehine BOZULMASINA ve peşin harcın istek halinde geri verilmesine oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy