(5442 S. K. m. 7, 9, 13, 18)
Davacı, Kahramanmaraş İli Milli Eğitim Müdürlüğü'ne tayini için davalı validen mütalaa istendiğini, davalının muvafık düşünce bildirmediği halde Milli Eğitim Bakanlığı'nca bu yer Milli Eğitim Müdürlüğü'ne tayin edildiğini; tayin emri 5.3.1976 gününde tebliğ edildiği ve kendisinin işe başlamak üzere müracaat ettiği halde davalı Vali'nin (Milli Eğitim Müdürlüğü görevine başlamanız tarafımdan uygun görülmemiştir) gerekçesiyle kendisini işe başlatmadığını; Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı'nın Balıkesir - Ayvalık Lisesi'nde 19.7.1976 ile 30.7.1976 tarihleri arasında açılan eğitim yönetim kursuna da göndermediğini ileri sürerek, davalının yasa hükümlerine aykırı davranışı sonucu halele uğrayan kişilik haklarına karşılık olmak üzere, fazlaya dair talep saklı kalmak koşuluyla şimdilik 50.000 lira manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı cevabında; davacının işe başlatılmaması ve eğitim yönetim kursuna iştirak ettirilmemesinin İl İdaresi Kanununun verdiği yetkiye dayandığını, olayda şahsi kusurunun söz konusu olmadığını, takdir hakkını kullandığını ve bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme, Kahramanmaraş Valisi olan davalının 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu gereğince, ilde milli eğitim bakanlığı hizmetlerinin rasyonel bir biçimde yürütülemeyeceği inancı ile davacıyı işe başlatmadığını bu konularda takdir hakkını ve yasanın verdiği yetkiyi kullandığını, şahsi kusurun bahis konusu olmadığını kabul ile davanın reddine karar vermiştir.
Davacının 15.1.1976 gün ve 10112 sayılı Kararname ile Milli Eğitim Bakanlığı'nın Kahramanmaraş Milli Eğitim Müdürlüğü'ne tayin edildiği, bu emir 5.3.1976 tarihinde davacıya tebliğ edildiği halde, davalı tarafından işe başlatılmadığı ve bu görevin 27.6.1976 tarihine kadar üçüncü bir kişiye vekaleten gördürüldüğü taraflar arasında ihtilafsız bulunmaktadır. Gerçekten, 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 7. maddesindeki prosedüre göre; davacının Kahramanmaraş milli eğitim müdürlüğüne tayini için bu yer valisi olan davalıdan mütalaa alınarak Bakanlık Teşkilat Kanunundaki hükümlere göre tayininin yapılması gerektiği; aynı yasanın 9. maddesine göre, davalının anılan ilde Devletin ve hükümetin temsilcisi ve ayrı ayrı her bakanlığın mümessili bulunduğu ve aynı Yasanın 13. maddesine göre, Milli Eğitim Bakanlığı'na ait Kahramanmaraş İl teşkilatında çalışan bütün memurların en büyük amiri olduğu; ve aynı Yasanın 18. maddesince, anılan ilde milli eğitim müdürlerinin birinci derecede sicil amiri kabul edildiği, böylece davalı valinin geniş yetkilerle teçhiz edildiği görülmektedir. Valilere bu geniş yetkilerin tanınmasının nedeni; İl idaresinin Anayasa ve yasalara göre istenilen en üst düzeyde gerçekleşmesinin, kanun koyucu tarafından arzulanmasından kaynaklanmaktadır. Ancak valilere tanınan bu yetkilerin hudutsuz olarak kullanılması da düşünülemez. O halde, davalının olumsuz mütalaasına rağmen, davacının anılan milli eğitim müdürlüğüne tayin edilmiş olması maddi olgusu karşısında davalının davacıyı işe başlatması gerekirdi. Çünkü, yukarda anılan İl İdaresi Kanununun 7. maddesi hükmü, davalının muvafakatında değil, mütalaasından bahsetmektedir. Bundan başka davalı, davacının tayin kararnamesinin iptali için müteaddit defa Milli Eğitim Bakanlığı'na müracaat etmiş ve fakat bakanlık 10.6.1976 tarih, özlük işleri genel müdürlüğü ifadeli 241.0 (49) M-104317 sayılı yazılarıyla, davacı milli eğitim müdürlüğüne ait kadro değişikliğine dair 8.6.1976 tarih ve 101536 sayılı kararnameyi de davalıya göndererek gereğinin yapılmasını tekrar talep etmiş bulunmaktadır. Hal böyle iken davalı kendisinden normal olarak beklenen işleri yapmamak, davacıyı milli eğitim müdürü olarak işe başlatmamak ve bu görevi vekaletle başkasına idare ettirmek suretiyle davacının şahsi haklarını (ağır kişisel kusuru ile) halele uğratmıştır. Yukarda anılan ve taraflar arasında çekişmesiz olan bu maddi olgular davalının yetki sınırlarını aşarak yasaların öngörmediği bir davranış içine girdiğinin en belirgin kanıtıdır ve davalının bu davranışının ağır bir şahsi kusuru olarak tazminatı gerektireceği kuşkusuzdur. Kaldı ki, davalı, atama tasarrufu nedeniyle davacıyı işe başlatmakla görevli iken, bazı şahsi düşüncelerle işe başlatmaması bir yana, 10.6.1976 tarihli yazıda açıklandığı üzere davacıya Kahramanmaraş Milli Eğitim Müdürlüğü kadrosu verilerek ve kararname ekte gönderilerek işe başlatması ve gereğinin yapılması tekrar istendiği halde davalının ilk fiil ve davranışında ısrar etmiş bulunması yönü de kastın ağırlığını vurgulamaktadır. O halde, davalının gerçekleşen ağır kusuru sebebiyle davacının şahsi haklarının ağır bir zarara uğradığı gözetilerek, olaya denk düşecek bir manevi tazminata hükmedilmek gerekirken, davalının yetkisini kullandığından bahisle davanın reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirir.
Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy