(818 S. K. m. 53)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davası nedeniyle yapılan yargılama sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine Tetkik Hakimi Çetin A. tarafından düzenlenen rapor okunduktan sonra dosya incelendi gereği konuşuldu:
Karar: Davacı, yasal olarak zilyetliğinde bulunan çardak ve kamping tesislerinin davalı tarafından yıkıldığını ileri sürerek 250.000 lira zararının tahsilini istemiştir. Mahkeme, iddia edilen eylemi davalının işlemediği yolunda bağlayıcı ceza mahkemesi kararından söz ederek isteğin reddine karar vermiştir.
Bilindiği gibi, hukuk hakimi ceza mahkemesinin beraat kararıyla bağlı değildir (BK. md.53). Ancak, beraat kararıyla da olsa, ceza hakiminin kesin olarak tespit ettiği eylem ve maddi olguların hukuk hakiminin kararına etkisi tartışılabilir. Genel kabul görmüş bilimsel görüşlere ve Yargıtay'ın kökleşmiş uygulamasına göre; Hukuk Hakimi, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olgu ve eylemle, özellikle eylemin hukuka aykırılığı veya davalı tarafından işlenmiş olup olmadığı konusuyla tamamen bağlıdır.
Olayımızda, ceza mahkemesi, 3.4.1981 tarihli kararında: Sanık (davalı) Hayati E.'nin müsnet suçu işlediği hususunda hükümlülüğüne yeter derecede delil olmadığından beraatine karar verilmiştir. Görülüyor ki, beraat kararı eylemin davalı tarafından işlenmediği olgusunu tespit ederek karar vermemiştir, Ceza hukukundaki tabirle, delil yetersizliğinden beraat kararı vermiştir. O halde ceza kararı, Hukuk hakimi için bağlayıcı nitelikte değildir.
Öte yandan, olayın tek görgü tanığı Abdullah Ç.: Hazırlıkta Hayati İsimli şahsın traktörünü yıkımı yaparken gördüğünü beyan etmiş ve Hayati'nin orada bulunup bulunmadığı ise çok açık olarak tutanağa geçmemiştir; ceza mahkemesi ise, sanık (davalı) Hayati'yi olay yerinde yıkıma nezaret ederken gördüğünü, hukuk mahkemesinde de, ceza mahkemesindeki beyanını doğrulayarak ve olayı biraz daha etraflı anlatmak suretiyle beyanda bulunmuştur. İşte mahkemenin, tanık Abdullah'ın aslında çelişik değil, tamamlayıcı olan beyanlarını ve davalının işyerinin araç kullanılarak yıkılması olgusunu birlikte değerlendirmeden tartışmadan mahkemenin kararına yanlış anlam vererek davayı reddetmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy