(2797 S. K. m. 40) (1086 S. K. m. 33)
Dava: Dursun, Fethiye, Yaşar adlarına Avukat Cavit ve Fethi aralarındaki davanın, (Bismil Asliye Hukuk Mahkemesi)'nde görüldüğü sırada davacılar avukatı tarafından bazı sebepler ileri sürülerek davaya bakmakta olan Hakim Hasan'ın reddi istenilmesi üzerine, Bismil Tapulama mahkemesi'nce yapılan inceleme sonucunda verilen reddi hâkim isteğinin reddine ve ret isteyenler vekili Avukat Cavitten 5000 lira para cezası alınmasına ait 11.4.1985 tarih ve 1980/368- 1985/27 Değ.İş sayılı kararın süresi içinde davacılar avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine; tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor okunduktan sonra 2797 sayılı Kanunun 40, Yargıtay İç Yönetmeliğinin 18 ve Dairenin 4.1.1985 günlü ilke kararının 6. maddeleri gereğince evrak üzerinde yapılan inceleme sonunda dosya incelendi, gereği konuşuldu:
Karar: 1 - HUMK.nun 2494 sayılı Kanunla değişik 33. maddesi gereğince; hâkimin reddi istemi, reddi istenen hâkim katılmaksızın mensup olduğu mahkemece incelenir. Reddedilen hâkimin iştirak etmemesinden mahkeme teşekkül edemez veya mahkeme tek hâkimden oluşur ise, red isteminin o yerdeki Asliye Hukuk Hâkimliği görevini yapan diğer mahkeme veya hâkim tarafından incelenir. O yerdeki Asliye Hukuk Hâkimliği görevi bir hâkim tarafından yerine getiriliyorsa o hâkim hakkındaki ret istemi Asliye ceza Hâkimi varsa onun tarafından yoksa en yakın Asliye Hukuk Mahkemesince incelenir.
Sulh hukuk hâkimi reddedildiği takdirde, ret istemi o yerdeki diğer Sulh Hukuk Hakimi tarafından incelenir. Sulh Hukuk Hâkimliği görevi tek hâkim tarafından yerine getiriliyorsa ret istemi bulunma sıralarına göre o yerdeki Sulh Hâkimi, Asliye Hukuk Hâkim, Asliye Ceza Hâkimi, bunların da bulunmaması halinde en yakın yerdeki Sulh Hukuk Hâkimi tarafından incelenir.
Nitekim 469 sayılı Mehakimi Şeriyenin İlgasına ve Mehakim Teşkilâtına Ait Ahkâmı Muaddil Kanununun muvakkat maddesine 3743 sayılı Kanunla eklenen fıkrada da, icbeden yerlerde Asliye ve Sulh seyahiyetine haiz olmak ve ayrı ayrı hukuk ve ceza davalarını rüeyt etmek ve lüzumunda biri diğerine ait vazifeleri görmek üzere müteaddit hâkim bulundurulabileceği benimsenmiştir.
Görülüyor ki, gerek usul ve gerekse teşkilat kanunları hukuk hakiminin yokluğunda ona ait görevlerin refik sıfatı ile tapulama hâkimi tarafından yerine getirilmesini benimsememiştir. Gercekten tapulama mahkemeleri, tapulamadan doğan uyuşmazlıklara bakan özel bir mahkemedir. Görevleri Tapulama Kanununun 47. maddesinde sayılmıştır. Usulün 1. maddesi gereğince mahkemelerin vazifeleri teşkili mehakim kanunu ile muayyendir. Bu itibarla özel mahkemelerin özel kanunlarının verdiği işler dışındaki davalara bakmaları mümkün değildir. Tapulama Kanununun 6. maddesindeki tapulama mahkemelerinin asliye sıfatına haiz olduklarına dair hüküm 47. maddede sayılan görevlerin sınırlarını genişletemeyeceği gibi teşkilat kanunun hükümlerini de bertaraf edemez.
Açıklanan hükümler karşısında tapulamak hâkimlerini Asliye Hukuk Hakiminin refiki olarak kabul etmek mümkün değildir. Çünkü tapulama hâkimi yetki verilmedikçe hukuk hâkiminin gaybubedinde hukuk mahkemesindeki davalara kendiliğinden bakamaz. Refik hâkim ise yetkiye gerek olmadan hukuk hâkiminin refik hâkimi fırsatı ile hukuk hakimi hakkındaki reddi hâkim isteğini inceleyip karara bağlaması bozmayı gerektirir.
2 - Tarafların vekili kendisini vekille temsil ettiren tarafın temsilcisidir. Hüküm vekile değil tarafa muzaf olarak verilir. Müvekkil adına reddi hakim isteğinde bulunan vekilin para cezasına mühkûm edilmesi de usule aykırıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın bir ve ikinci bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin şimdiden incelenmesine gerek bulunmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 8.10.1985 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy