(743 S. K. m. 24) (818 S. K. m. 49, 53)
Dava: Tarafların arasındaki tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine; tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor okunduktan sonra dosya incelendi, gereği konuşuldu:
Karar: Dava, haksız şikayet yoluyla kişilik haklarına saldırı sebebiyle meydana gelen manevi zararın tazminine ilişkindir. Davalılar, davacıdan mal satın alıp karşılığında 15.500.000 TL.lik senet vermişler, borcun ödenmemesi üzerine davacının alacağını icra yoluyla tahsil etmek istemesi üzerine her iki davalı da Cumhuriyet Savcılığına başvururak senedin 15.500 TL.lik olduğunu, davacının senede sıfır rakamı ve bazı isimler ilave edip sahte imzalar atmak suretiyle senette tahrifat yaptığını ileri sürerek davacıyı şikayet etmişlerdir. Adlî Tıp Kürsüsü'nden gelen raporda, senede sonradan ilaveler yapılmadığı ve senetteki yazıların senedi tümüyle dolduran davalıların yakınları dava dışı Mehmet adlı kişinin eli mahsulü olduğu bildirilmiştir. Yapılan ceza yargılaması sonucunda davacının beraetine karar verilmiş ve bu karar Yargıtay'dan onanmak suretiyle kesinleşmiştir. Davacı, bu davayı açmazdan önce davalıların iftira ettiklerini bildirerek her iki davalıyı da Cumhuriyet Savcılığına şikayet etmiş ve dava dilekçesinde bu olguyu belirterek hazırlık soruşturmasının numarasını verimştir. Mahkemece, C. Savcılığından bu evrak istenmiş ancak ilgili Cumhuriyet Savcılığınca bile cevap verilmemiştir. Mahkemece, ihbarın davacıyı kötü duruma düşürüp zararlandırma amacıyla yapıldığı hususunda delil bulunmadığı ve davalıların zararlandırma kastlarının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Şikayet hakkının, kişilik hakkı karşısında hukukca korunan hak ve çıkarlardan kaynaklanması ve hakkın kötüye kullanılmaması gerekir. Hakkın kötüye kullanılmamış olduğundan sözedebilmek için olayda şikayet hakkının amacına uygun olarak kullanma ve gerçek olaylara dayanılma şeklinde ortaya çıkması zorunludur. Karşı tarafın suçsuzluğu bilinerek, zararlandırmak amacıyla, gerçeğe aykırı olaylara dayanarak şikayette bulunulması davranışının hukuka uygunluğundan söz edilemez. Olayımızda davalılar tahrifat yapılmadığını bildirdikleri halde davacıyı senette tahrifat yapmakla suçlamışlardır. Diğer yandan, İzmir Asliye Altıncı Ceza Mahkemesi'nin 1989/1268 esas nolu dosyasının tetkikikinden davalıların iftira suçu ile tecziyelerine karar verildiği ve bu kararın Yargıtay'ca kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bk.nun 53. maddesi gereğince ceza mahkemesinin mahkumiyet kararı hukuk hkimini takyit edeceğinden ceza davasının neticesinin beklenerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken bu hukuki esas gözetilmeksizin ceza davasının sonucu alınmadan karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle (BOZULMASINA) eden davacıdan peşin harcın istek halinde geri verilmesine, 23.12.1993 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy