(3213 S. K. m. 5)
Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, ilamda yazılı sebeplerden dolayı 4.000.000.000 TL. tazminatın 15/7/1995 Ocak kapatma gününden itibaren kanuni faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine fazla istemin reddine ait hükmün davalı idare avukatı N. Selçuk tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belirli günde temyiz eden davalı idare adına Avukat Ş. Kip gelmiş, sair taraftan davacı adına kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan hazır bulunanın sözlü açıklamaları dinlenildikten ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor okunduktan sonra dosya incelendi gereği konuşuldu:
Davacı, davalının hukuka aykırı eylemi sonucu zarara uğradığını belirterek, fazlaya ait hakları saklı kalmak üzere 4.000.000.000 (dört milyar) TL. maddi tazminat isteminde bulunmuştur.
Mahkeme, gerçekleşen zararın daha fazla olduğunu belirterek taleple bağlı kalmak suretiyle istenen tazminata aynen hükmetmiştir. Karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla kanuna uygun gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Mahkeme hükmüne dayanak yapılan raporda, ocaklarda toplam 50 (elli) adet işçinin çalıştığı esas alınarak mahrum kalınan kar, bu kapsam ve sayıya göre belirlenmiştir. Halbuki maden sahasında üç adet ocak bulunmaktadır. Davalının kapattığı ocak sayısı ise bir adettir. Raporda bu yön açık değildir. Sair bir anlatımla, 50 adet işçinin bütün ocaklar için mi, yoksa kapatılan ocak için mi olduğu belirlenmemiştir. Bu yönün zarar kapsamını etkilemesi bakımından tespit edilmesi zorunludur. Eksik inceleme ile karar verilmesi bozma nedenidir.
3- Yine bilirkişiler, Maden direklerinin tahrip olması sebebiyle zararı belirlerken, yeni direk bedellerini esas almışlardır. Ancak eski olan maden direklerinin enkaz bedelini düşmedikleri gibi, eski direklerin yıpranma oranını da nazara almamışlardır. Böyle bir uygulama ile varılacak sonuç gerçek zararı yansıtmaz. Bu yönün düşünülmemiş olması da doğru değildir.
4- Yine, elektrik tesisatının takribi sebebiyle uğranılan zararın hesabında da yeni bir tesisatın döşenme bedeli esas alınmış olup, eski tesisatın yıpranmadan ileri gelen değer düşüklüğü göz önünde tutularak yenisinin bedelinden düşülmemiştir. Bu yönde usul ve kanuna aykırıdır.
5- Maden Yasasının 5. maddesinde maden işleticisi olan ruhsat sahibinin ölümünden itibaren 6 ay içerisinde mirasçılara nasıl intikal edeceği düzenlenmiştir. Asıl ruhsat sahibi olan davacı murisi 19.3.1990'da ölmüştür. Ölümünden sonra anılan kanun maddesi uyarınca nasıl bir yol izlendiği incelenmemiştir. Kaldı ki, dosyadaki delillere göre ruhsatın 15.10.1992 gününde feshedildiği de anlaşılmaktadır.
Buna rağmen zarar, dava tarihi olan 5.10.1994 gününde esas alınarak hesap edilmiştir. Bu yönlerin de gerçek zararın belirlenmesinde etken olacağı gözetilerek tetkiki zorunludur. Bu hususun gözetilmemiş olması da bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarda 2, 3, 4 ve 5.bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, sair itirazların 1 bentteki sebeplerle reddine ve davalı idare yararına takdir edilen 6.000.000 TL. duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istem halinde geri verilmesine 28.11.1995 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy