(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davası üzerine yapılan yargılama sonunda, ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kabulüne davalının itirazının kaldırılmasına, takibin 6.390.000 TL. ve kanuni faizi ile birlikte devamına icra inkar tazminatına yer olmadığına ait hükmün süresi içerisinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor okunduktan sonra dosya incelendi gereği konuşuldu:
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA ve temyiz eden davalıdan alınması gereken onama harcı 230.000 liradan, peşin alınan 124.500 liranın mahsubu ile geri kalan 105.500 liranın davalıdan alınmasına ve temyiz eden davacı bankadan alınması gereken onama harcı peşin alınmış olduğundan ayrıca harç alınmasına yer olmadığına 21.12.1995 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY AÇIKLAMASI
Faiz alacaklının talebe yetkili olduğu bir miktar parayı kullanmaktan belirli bir süre yoksun kalması sebebiyle ödenen bir karşılıktır. Ekonomide faiz, sermayenin geliri olarak tanımlanır. Bu sebeple faiz, her şeyden önce asıl alacak hakkının varlık ve devamına bağlıdır. Asıl alacağın ödenmesi ile, faizde kesilir. Ancak faiz alacağı fer'i bir hak olduğundan asıl alacağın bağımlı bir parçası değildir. Bundan dolayı da bazı hallerde asıl alacaktan bağımsız bir nitelik taşır. Eğer talep edilen ana para alacaklının ticari işletmesi ile ilgili ise, normal faiz yerine, ticari faiz istenebilecektir.
Girişimci tarafından ekonomik çıkar sağlamak amacıyla emek ve sermayenin bağımsız bir biçimde bir araya getirilmesi sonucu kurulan işletmeye, Ticari İşletme denebilir.
Somut olayda zarar davacının ticari işletmesi ile ilgili bulunmaktadır. Zarar verici eylem sonucu, ticari işletmede mal ve sermaye azalmıştır. Bu azalma başkasının hukuka aykırı eylemi sonucu meydana gelmiştir. Zararlı sonucu meydana getiren borcu ödemekten kaçınmış ve temerrüde de düşmüştür. Böylece borçlu alacaklının ticari işletmesinde asıl alacağın geç ödenmesinden dolayı kanuni bir neden olarak faizden doğan ödemeyi de yapmak zorundadır. İşte bunu da ödemekle yükümlü olduğu faiz miktarı 3095 s. kanunun 2/f III. maddesinde ticari işlerde temerrüt faizinin TC. Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için öngördüğü reeskont faizi oranı olduğu ifade edilmiştir. Ancak bu faiz oranı için alacaklının talepte bulunması gerekmektedir. Davaya konu olayda davacı tarafından ticari faiz, reeskont faizi veya banka faizi gibi tabirler kullanılarak talepte bulunulmuştur. Davalının tacir olmaması, ya da işin o yanın ticari işletmesi ile ilgili bulunmaması, davacıya ticari faiz ödenmemesi sonucunu doğurmaz. Çünkü zarar, ancak ana para ve bunun geç ödenmesinden kaynaklanan faizin ödenmesi ile karşılanabilir. Bir ticari işletme, Ticaret Hukuku kurallarına göre ve karlılık amacı ile çalışmaktadır. Böyle bir kuruluşa, alacağının geç ödenmesinden dolayı ticari faiz yerine kanuni faiz ödendiği takdirde, mal varlığı itibariyle ticari işletmenin normal olarak geleceği düzeyden daha alt düzeyde kalacağı tartışmasızdır. İşte aradaki bu farklılığın giderilmesi içinde, ticari faize hükmedilmesi kanuni ve hukuksal bir zorunluluktur.
Olayımızdaki davacı, özel hukuk hükümlerine tabi bir iktisadi kamu kuruluşudur ve zararda onun ticari işletmesi ve işletmenin malvarlığı ile ilgilidir. Bundan dolayı çoğunluğun ticari faiz yönündeki onama düşüncesine katılamıyorum. Davacı idareye ticari faiz ödenmek üzere kararın yalnızca bu sebeple bozulması gerektiği kanaatindeyim.
KARŞI OY DÜŞÜNCESİ
Dava, icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Yerel mahkeme, davalı bankada şef düzeyinde görev yapan davalının %30 oranında kusurlu olduğunu kabul ederek asıl alacak tutarı olan 6.390.000 TL. için itirazın iptal edilmesine bu miktar için kanuni faizi ile birlikte takibin sürdürülmesine karar vermiştir. Karar yanlar tarafından temyiz edilmiştir.
Celp edilen Eskişehir 1.İcra Müdürlüğünün 1989/6291 s. dosyada davalının %30 kusur durumu esas alınmak suretiyle 6.390.000TL. asıl alacak ve 5.175.870 TL. gerçekleşmiş faiz ile 258.793 TL. banka muamele vergisi olmak üzere toplam 11.824.663 TL. için davalı hakkında ilamsız takip yapıldığı ve davalı tarafın itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmaktadır.
Ödeme emrinde faizin başlangıç tarihi belirtilmediği gibi takip talebinde de bu konuda hiç bir açıklama yer almamıştır. Mahkeme tarafından verilen kararda takibe yönelik itirazların iptal edilmesine ve asıl borç için faiz uygulanmak suretiyle takibin sürdürülmesini kabul etmiştir. Ancak faizin hangi tarihten itibaren yürütüleceği hakkında mahkeme kararında hiç bir açıklama yoktur. Bu halde faizin hangi tarihte uygulanacağı hususunda kararın infazı sırasında çekişme doğacaktır. Halbuki mahkeme kararları infaz kabiliyetini haiz olacak biçimde açık ve net olmalıdır.
Bu nedenle faizin başlangıç gününe ait kısmın bozulması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun onama kararına katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy