(818 S. K. m. 50)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davası üzerine yapılan yargılama sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul, kısmen reddine ilişkin hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor okunduktan sonra dosya incelendi gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının öteki temyiz itirazlarına gelince; Zararlandırıcı eylemin, davalı A. Ateş'in belediye'ye ait dozer makinesiyle köy yolu çalışması yaptığı sırada meydana geldiği anlaşılmaktadır. Şu anlatımda, eylemin davalının haksız davranışı sonucu oluştuğu, davalının en azından belediye ve köy muhtarı ile birlikte zincirleme sorumlu olacağı görülmüştür. BK.nun 50. maddesinde birlikte sorumluluk koşulları düzenlenmiştir. Sorumluluk hukukunun ilkelerine ve anılan maddeye göre sorumlu olan kişilerden biri hakkında da dava açılabileceği ve sorumluluğuna hükmedileceği gözetilerek yalnız davalı hakkında itirazın iptalinin istenmesinde yasal bur usulsüzlük bulunmamaktadır. Mahkemenin açıklanan bu ilkeleri gözeterek, davalıyı gerçekleşen zararın tamamından sorumlu tutması gerekirken, payına düşen alacaktan söz etmek suretiyle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda 2 sayılı bentte açıklanan nedenle BOZULMASINA, öteki itirazların ilk bentteki nedenle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 1.7.1996 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Faiz alacaklının talebe yetkili olduğu bir miktar parayı kullanmaktan belli bir süre yoksun kalması nedeniyle ödenen bir karşılıktır. Ekonomide faiz, sermayenin geliri olarak tanımlanır. Bu nedenle faiz, her şeyden önce asıl alacak hakkının varlık ve devamına bağlıdır. Asıl alacağın ödenmesi ile, faizde kesilir. Ancak faiz alacağı fer'i bir hak olduğundan asıl alacağın bağımlı bir parçası değildir. Bundan dolayı da bazı hallerde asıl alacaktan bağımsız bir nitelik taşır. Eğer talep edilen anapara alacaklının ticari işletmesi ile ilgili ise, normal faiz yerine, ticari faiz istenebilecektir. Girişimci tarafından ekonomik çıkar sağlamak amacıyla emek ve sermayenin bağımsız bir şekilde bir araya getirilmesi sonucu kurulan işletmeye, Ticari İşletme denebilir.
Somut olayda zarar gören ve zarar davacının ticari işletmesi ile ilgili bulunmaktadır. Zarar verici eylem sonucu, ticari işletmede mal ve sermaye azalmıştır. Bu azalma başkasının hukuka aykırı eylemi sonucu meydana gelmiştir. Zararlı sonucu meydana getiren borcu ödemekten kaçınmış ve temerrüde de düşmüştür. Böylece borçlu alacaklının ticari işletmesinde asıl alacağın geç ödenmesinden dolayı yasal bir neden olarak faizden doğan ödemeyi de yapmak zorundadır. İşte bunu da ödemekle yükümlü olduğu faiz miktarı 3095 sayılı yasanın 2/f III. maddesinde ticari işlerde temerrüt faizinin TC Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için öngördüğü reeskont faizi oranı olduğu ifade edilmiştir. Ancak bu faiz oranı için alacaklının talepte bulunması gerekmektedir. Davaya konu olayda davacı tarafından ticari faiz,reeskont faizi veya banka faizi gibi tabirler kullanılarak talepte bulunulmuştur. Davalının tacir olmaması, ya da işin o yanın ticari işletmesi ile ilgili bulunmaması, davacıya ticari faiz ödenmemesi sonucunu doğurmaz. Çünkü zarar, ancak anapara ve bunun geç ödenmesinden kaynaklanan faizin ödenmesi ile karşılanabilir. Bir ticari işletme, Ticaret Hukuku kurallarına göre ve karlılık amacı ile çalışmaktadır. Böyle bir kuruluşa, alacağının geç ödenmesinden dolayı ticari faiz yerine yasal faiz ödendiği takdirde, mal varlığı itibariyle ticari işletmenin normal olarak geleceği düzeyden daha alt düzeyde kalacağı tartışmasızdır. İşte aradaki bu farklılığın giderilmesi içinde, ticari faize hükmedilmesi yasal ve hukuksal bir zorunluluktur.
Olayımızdaki davacı, özel hukuk hükümlerine tabi bir iktisadi kamu kuruluşudur ve zararda onun ticari işletmesi ve işletmenin malvarlığı ile ilgilidir. Bundan dolayı çoğunluğun ticari faiz yönündeki onama düşüncesine katılamıyorum. Davacı kuruma ticari faiz ödenmek üzere kararın bozulması gerektiği kanaatindeyim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy