(818 S. K. m. 41)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı 8.439.430 liranın 29.11.1993 dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine ilişkin hükmün süresi içinde davacı Maliye Hazinesi adına Hazine Avukatı ile davalı Y.Ziya Göklü taraflarından temyiz edilmesi üzerine, tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor okunduktan sonra dosya incelendi gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Dava, haksız eylem nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup, olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesi talep edilmiştir. Ceza dosyasında mevcut inceleme tutanağından son keşif ( suç ) tarihinin Mayıs 1989 ayı olduğu anlaşılmaktadır. Davacının talebi ve eylemin niteliği nazara alındığında olay tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, mahkemece dava tarihinden faize hükmolunması doğru değildir. Ne var ki yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK.nun 438. maddesi uyarınca karar düzeltilerek onanmalıdır.
Sonuç: Yukarda ( 2 ) sayılı bentte gösterilen nedenle temyiz olunan kararın hüküm fıkrasının birinci bendinde yazılı "dava tarihi olan 29.11.1993" sözcüklerinin silinerek yerine "olay tarihi olan 31.5.1989" yazılmasına; davacının öteki ve davalının tüm temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddiyle kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden taraflardan davalıya yükletilmesine 9.6.1997 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY :
Dava, davacı yanın taraf olduğu Kadastro Mahkemesi davalarında, usulsüz keşifler yaptığı bildirilen davalı hakimin bu keşifler nedeniyle davacı hazineye verdiği ileri sürülen zararın giderimine ilişkindir.
Dava edilen miktar 10.675.000 TL.; ilçe mal müdürlüğünün 400 dava dosya için yatırıldığını bildirdiği miktar 10.000.000 TL.; bilirkişi raporuyla saptanan miktar ise 8.439.430 TL.'dir. Yerel mahkeme bilirkişi raporuna dayanarak davanın kısmen kabulüne karar vermiş ve bu karar her iki yanca temyiz edilmiştir.
Sorumluluk hukukunda iki kurucu öğeden biri davalı yanın sorumlu tutulabilmesi olanağının bulunup bulunmadığı; diğeri ise sorumluluğun kapsamı yani tazminatın tutarıdır.
Olay nedeniyle ceza davasında, davalının görevi kötüye kullandığı saptanıp mahkumiyetine karar verilmiştir. Bu olay için kesinleşen cezai sorumluluk, mutlak hukuksal sorumluluk gerektirmez. Çünkü olayda zararın doğması için davalı tarafından yapılan keşfin geçersizliği nedeniyle yenilenmesi ve yeniden davacı tarafından keşif gideri yatırılmış olması gerekir. Davacı yanın keşif gideri yatırdığı dosya sayısı ve bu dosyalardan kaç tanesinde keşfin yenilenmek durumunda kaldığı, yani davalının yaptığı keşiflerle karar verilip verilemediği ve bu suretle davacı yanın uğradığı zarar tam saptanmadan davalının sorumluluk kapsamı belirlenemez. Nitekim, karara esas alınan bilirkişi raporunda bu hususlar açıkça vurgulanmıştır. Ne var ki, bu eksiklere karşın raporda bir miktar bulunmuş ve buna da hükmedilmiştir.
Yerel mahkeme kararı eksik araştırma ve inceleme sonucudur. Esaslı bir araştırma zararı artırabilir ya da eksiltebilir. O halde her iki yanın temyiz itirazları yerindedir. Kararın açıklanan nedenlerle ve faiz başlangıç yönünden bozulması gerekirken sayın çoğunluğun düzelterek onama görüşüne katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy