(818 S. K. m. 49) (1086 S. K. m. 440, 442)
Dava: R.A.U. adına avukat E.D. ile 1-Ö.M.Yayıncılık Sanayi ve Tic.A.Ş., 2- E.A. adlarına avukat S.E. aralarındaki dava hakkında Ankara Asliye 9. Hukuk Hakimliği'nden verilen 29.5.1997 tarih ve 1996/181-1997/331 sayılı hükmün Daire'nin 22.12.1997 tarih ve 1997-7726-1997/12244 sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Davacı avukatı tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 40. ve Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 18. ve Daire'nin 15.1.1998 tarihli ilke kararının 7. maddeleri gereğince, öncelikle yapılan inceleme sonunda dosya incelendi, gereği konuşuldu:
Karar: Dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Siyah-Beyaz gazetesinin 4.12.1995 tarihli sayısının 3. sahifesinde: "Sağlar'dan Ülkücü soruşturması" başlıklı yazıda Ülkü Ocakları'nın yurt dışında şube kurmak için yapılan başvuru nedeniyle Kültür Bakanlığı'ndan görüş istendiği, o dönemde bakanlık görevini üstlenmiş bulunan F.S.nin hazırlanan uygun görüş yazısını imzalamadığı halde, davacının katkısı ile hazırlanan ikinci bir yazı ile uygun görüş verildiği belirtilmiştir.
Davacı vekili, davaya konu edilen yayının müvekkilinin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğini bildirerek, davalılardan 600 milyon TL manevi tazminat istemiyle eldeki davayı açmıştır. Yerel mahkemede yapılan yargılama sonunda; basın, kamuoyu ilgilendiren ve Kültür Bakanlığı'nda yaşanan bir olayı haber vermiş ise de; haberin veriliş biçimi ve özellikle davacının adının verilmesinin hukuka uygun olmadığı, zira haberi okuyanların, davacının bir üst düzey bürokrat olarak bakan otoritesini hiçe saydığı, bakanı aldattığı, belli bir siyasi görüşe hizmet ettiği ve bu görüşü doğrultusunda bakandan habersiz Ülkü Ocakları'nın yurt dışında dernek kurmasını sağladığı, bakanlıkta yasadışı işler yaptığı imajını verdiği ve bundan dolayı da davacının mesleki çevresinde ve arkadaş çevresinde kendisine kuşku ile bakılan eleştirilen, küçümsenen tutum ve davranışlarının doğmasına neden olduğu ve böylece kişilik değerlerinin zedelendiğini kabul etmek suretiyle 250 milyon TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemiz kurulunca verilen kararda yayına konu edilen olayın gerçek olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu haberin veriliş biçimi ve kullanılan ifadelerde olayın gelişimine ters düşen, aşırı ve abartılı değildir. Bu durumda basının haber verme görevinin sınırlarının aşılmadığına göre davanın reddedilmesi gerektiği halde, tazminatla sorumlu tutulmuş olması bozmayı gerektirir denilmek suretiyle, yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Davacının karar düzeltme istemi üzerine dosya yeniden incelenmiştir.
Öncelikle yayına konu haberde yer alan uygun görüş yazısının davacı tarafından yazılmadığı, davacının o tarihte kadro durumu nedeniyle izinli bulunan hukuk müşavirliğine vekalet ettiği sırada bakanlık müsteşarı tarafından imzalanıp, onun vekalet ittiği birimden İçişleri Bakanlığı'na gönderilmesinden başka bir işlevi olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda Ülkü Ocakları'nın yurt dışında büro açılmasında sakınca olmadığına ilişkin ikinci kez hazırlanan uygun görüş yazısının davacı tarafından imzalanmadığı kesinlik kazanmıştır. O halde yayın konusu haberin bu yönü ile gerçek olmadığı gibi, haberin veriliş biçimi de amacına uygun değildir. Basın, toplumu ilgilendiren konularda, kamuyu aydınlatma, bilgilendirme ödev ve özgürlüğüne sahiptir. Ancak verilen haberin hukuka uygun olması için onun gerçek olması, kamu yararı bulunması, özle biçim arasında dengenin kurulmuş olması gibi öğeleri de içermesi gerekir.
Somut olayda, uygun görüş yazısının davacı tarafından hazırlanıp imzalandığı hususu gerçek olmadığı gibi, haberin verilişinde özle biçim arasındaki dengenin de bozulduğu bir vakıadır. Bu haber davacının bir üst bürokrat olarak bakan aldattığı, onu hiçe saydığı, bir siyasi görüşe hizmet ettiği, yasa tanımayan bir kişi imajını yarattığı ve bu suretle kişilik değerlerinde objektif olarak azalmaya sebebiyet verdiği anlaşılmıştır. Bu nedenlerle davacının karar düzeltme istemi HUMK 440., 442. maddeleri uyarınca kabul edilmeli ve yanılgıya dayanan Dairemiz bozma kararının kaldırılarak usul ve yasaya uygun olan hükmün onanmasına karar verilmesi uygun görülmüştür.
Sonuç: Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. ve 442. maddeleri uyarınca, davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemiz Kurulunun 22.12.1992 tarihli bozma kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme kararının yukarıda belirtilen nedenlerle ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının önce temyiz eden davalılara yükletilmesine ve karar düzeltme isteyen davacıdan peşin alınan ret karar harcının istek halinde geri verilmesine, 9.6.1998 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Bozma kararında yazılı gerekçe ile karar düzeltme isteğinin reddi oyundayım. Bu nedenle onama kararına katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy