(743 S. K. m. 24/a) (818 S. K. m. 49) (5680 S. K. m. 19)
Dava: Taraflar arasındaki yayın yoluyla kişilik haklarına saldırıda bulunulmaktan doğan tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı 150.000.000 Lira manevi tazminatın 02/09/1997 haber tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine, kararın hüküm özetinin davalı şirkete ait A. Gazetesinde bir kez yayınlanmasına ilişkin hükmün süresi içinde davalılar avukatı M. Senem ve arkadaşları tarafından temyiz edilmesi üzerine tetkik hakimi düzenlenen rapor okunduktan sonra dosya incelendi gereği görüşüldü:
Karar: Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece verilen karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi C. Başsavcılığı tarafından davacı vekiline hitaben verilen 17.11.1997 tarihli yazıda Libya İslam'a Çağrı Cemiyetinden Çeçenistan'a gönderilen yardım parasıyla ilgili olarak Başsavcılığımızla yürütülen soruşturma sırasında, o dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan'ın özel kalem müdürü M. Karaman savcılığımızca aranmamıştır, hakkında herhangi bir yakalama ve gıyabi tevkif müzekkeresi de çıkarılmamıştır denilmiş; temyiz dilekçesine ekli olarak davalılar vekili tarafından sunulan Ankara Emniyet Müdürlüğünün Devlet Güvenlik Mahkemesi C.Başsavcılığına hitaben aynı hazırlık evrakı ilgi tutularak yazılan 29.08.1997 tarihli yazıda ise aynı olay nedeniyle yapılan soruşturmada davacının da isminin belirtildiği, şahısların yakalanıp sorgularının yapılabilmesi için dava dışı şahıslar için gözetim süresi verilmesi istenmiş, dolayısıyla her iki yazı arasında çelişki doğmuştur.
Anılan husus yargılama sırasında davalılar vekilince öne sürüldüğü halde bu konuda araştırma yapılıp çelişki giderilmeden karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın gösterilen nedenle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18.02.1999 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Mahkemenin hukuka aykırılığı tespit etmiş olması doğru olup araştırmaya yönelen bozma kararına katılamıyorum.
Kabul şekli bakımından da,
Temyiz edilen kararın hüküm bölümünde hüküm özetinin davalı şirkete ait Gazetede yayınlanmasından söz edilmektedir.
Medeni Kanunun 24/a maddesinin birinci fıkrasında ....tecavüzün hukuka aykırılığının tespitini ve gerekiyorsa kararın yayınlanmasını ....Borçlar Kanununun 49. maddesinin üçüncü fıkrasında da Hakim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir tazmin sureti ikame veya ilave edebileceği gibi tecavüzü kınayan bir karar vermekle yetinebilir ve bu kararın basın yolu ile ilanına da hükmedebilir şeklinde düzenleme vardır. Yukarıdaki maddelere dikkat edildiğinde aynı yayın organından söz edilmemektedir. Basın Kanununun 19 ve takip eden maddelerindeki cevap düzeltme hakkı da davanın konusu değildir. Esasen bu istekler Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanına da girmemektedir. O halde kanunda bulunmayan bir düzenleme yapılmış bulunmaktadır. Bu düzenleme İcra İflas Kanununun 343. maddesi yaptırımından da yararlanamayacağı için infaz kabiliyeti olmayan bir hüküm niteliğindedir. (Oğuzman Öz, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler 1995, sayfa 658). Bu nedenle karar, aynı gazetede yayımı mümkün olmaması nedeniyle bozulmalı idi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy