(2577 S. K. m. 28)
Dava: Davacı Bilal Yıldırım ve Seyit Hanoğlu vekili Avukat Murat Ulusu tarafından, davalı Fethi İdiman aleyhine 17.11.1998 gününde verilen dilekçe ile yargı kararının gereğince uygulanmaması nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 7.10.1999 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı avukatı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Davacı, Dokuz Eylül Üniversitesinde öğretim üyesi olarak görevli bulunmakta iken Tıp Fakültesi Dekanlığınca 20.11.1997 günlü bir yazı ile Mediko Sosyal Hizmetleri Merkezinde görevine ek olarak görevlendirildiğini, bu görevlendirme için yürütmenin durdurulması kararı verildiğini ve yasada öngörülen sürenin bitimine dört dakika kala yargı kararının uygulandığını bundan sonra ve 27.03.1998 tarihli yazıyla da, bu defa Üniversite Rektörlüğünce aynı yerde görevlendirildiğini bu ikinci görevlendirmeye konu olan işlemle ilgili, idari yargıdaki yürütmenin durdurulması ve iptal isteminin reddedildiğini rektörlüğün 30.06.1998 günlü ikinci bir yazısı ile görevlendirilmenin 01.11.1998 gününe kadar uzatıldığını, gerek Dekanlığın ve gerekse rektörlüğün öğretim üyelerine bu şekilde ek görev vermesinin 2547 sayılı Yüksek Öğretim Yasasına aykırı bulunduğunu davalının bu eyleminin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğini belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Mahkemece istem kısmen kabul edilmiş karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Yukarıda özetlenen davacının iddiası ve bu iddiayı doğrulayan kanıtlara göre davacının kişilik haklarına saldırıyı davalı rektör tarafından yapılan ve yukarıda özetlenen uygulamaya dayandırdığı anlaşılmaktadır. Yukarda da ifade edildiği üzere 2547 Sayılı Yasa hükümlerine göre davacının önce dekanlıkça görevlendirilmesi yasaya aykırı olduğu gibi bu işlemde davalının bir katkısının bulunduğu iddia ve kanıtlanmış da değildir. Zaten 20.11.1997 tarihli görevlendirme yazısı Fakülte Dekanlığınca alınmıştır. Bu görevlendirme işlemine karşı yürütmenin durdurulması kararı verildiği ve bununda süresinde uygulandığı davacı tarafından da ifade edilmiştir. Somut olayda ki davalının eylemine gelince 27.3.1998 günlü görevlendirme işlemi hakkında davacının yürütmenin durdurulması isteminin reddedildiği görülmektedir.
Böylece davacının 27.3.1998 tarihli yazıyla 1.7.1998'e kadar görevlendirilmesinden sonra 30.6.1998 günü ikinci bir yazıyla görevlendirmenin 1.11.1998 gününe kadar uzatıldığı ifade edilmiştir. Davacı tarafından bu son görev uzatımına ilişkin işleme karşı idari yargıda dava açılmış ise de eldeki iş bu dava henüz anılan mahkemece bir karar verilmeden 17.11.1998 gününde açılmıştır. Yukarıda özetlenen olayların gelişimi itibariyle davalının davacıyı görevlendirmesi ilişkin 27.3.1998 günlü işleme karşı herhangi bir karar verilmemiştir. Böylece davalının 2577 sayılı yasanın 28. maddesine aykırı bir davranışının bulunmadığı diğer bir anlatımla yargı kararının yerine getirilmemesinden söz edilemeyeceği görülmektedir. Kamu görevlisi olan davacı hakkında yapılan görevlendirmelerin onu üzmesi yasal anlamda kişilik haklarına saldırıldığı sonucunu doğurmayacağı bu bağlamda manevi tazminatı gerektirmeyeceği kabul edilmek gerekir. Nitekim somut olayda davacı davalının aldığı işlemlere karşı yasal zeminde haklarını arama yolunu seçmiştir. Davalı eyleminin yargı kararının uygulanmaması iddiası dışında davacıyı zararlandırıcı davranışlarda bulunduğuna dair iddia da kanıtlanmamıştır. Şu durumda davanın reddine karar verilmesi gerekirken somut olayla bağdaşmayacak şekilde kısmen kabulü yönünde hüküm kurulması bozmayı gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 17.02.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy