(818 S. K. m. 60)
Dava ve Karar: Davacı Türk Telekomünikasyon AŞ. vekili Avukat C. E. B. tarafından, davalı Emin Kuru aleyhine 25.10.1996 tarihinde verilen dilekçe ile icra takibine yapılan itirazın kaldırılmasının istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin kısmen kabulüne dair verilen 24.11.1998 tarihli kararın Yargıtay'ca tetkiki taraf vekillerince süresi içerisinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Dava haksız eylem sebebiyle uğranılan zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacı, anızların yakılması sonucu davalı taşınmazında bulunan telefon direkleriyle telefon kablosunun zarar gördüğünü, kusuru olmasa bile aralarında komşuluk ilişkileri bulunması sebebiyle davalının kusursuz sorumlu olduğunu, ayrıca anızı tarlasında bırakan davalının zarara yol açtığından kusuru da bulunduğunu ileri sürmüş; davalı, haksız eylemi gerçekleştirmediğini belirterek davanın reddini istemiş; yerel mahkemece istek kabul edilmiş, kararı taraflar temyiz etmişlerdir.
Dosya içeriğinden, çevre tarlalarda anız yakılması sonucu davalı tarlasına sirayet eden yangın nedeniyle, davalı tarlasındaki anız ile birlikte davacıya ilişkin telefon direkleri ile tellerinin de yandığı, davacının zarara uğradığı, davalının zararın meydana geldiği tarlanın bulunduğu köyde oturmayıp başka köyde oturduğu anlaşılmaktadır.
Çevre taşınmazlarda çıkan yangının davalı taşınmazına ulaşarak davacıya zarar vermesinde davalının kusursuz sorumluluğu bulunmamaktadır. Taşınmaz sahibinin kusursuz sorumlu olabilmesi için, zararın taşınmazın kullanımından ileri gelmiş olması gerekir. Somut olayda, davalının o an için bir kullanımı bulunmamaktadır. Bu bakımdan sorumluluk kusura dayandırılmak gerekir. Bunun sonucu olarak da, davalının kusurlu bir eylemi sonucu zarar meydana geldiği de kanıtlanamamıştır. Bu sebeple de, olayda kusursuz sorumluluğu bulunmayan, zarara yol açan eylemi gerçekleştirdiği de kanıtlanamayan davalının zarardan sorumlu tutulmasına olanak bulunmamaktadır. Yerel mahkemece, bu yönler gözetilerek davanın reddine karar verilmek gerekirken yazılı gerekçeyle istemin kabul edilmiş olması usul ve kanuna uygun bulunmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarda gösterilen sebeplerle davalı yararına bozulmasına, davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve temyiz eden davalıdan peşin alınan harcın istem halinde geri verilmesine 07.06.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy