(1086 S. K. m. 573, 575) (818 S. K. m. 41)
Dava: Davacı Şemsettin tarafından, davalı Ünal aleyhine 13.4.1999 gününde verilen dilekçe ile davalının kaleme aldığı soruşturma raporu nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı İstanbul'da görevli Adalet bakanlığı başmüfettişi olduğundan Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesi görevli olduğundan görevsizliğe dair verilen 14.4.1999 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, davalının Adalet Bakanlığı müfettişi olarak düzenlediği rapor nedeniyle hakkında kamu davası açıldığını, sonçta beraat ettiğini, haksız suçlamalara maruz kaldığını, bu yüzden de kişilik haklarının saldırıya uğradığını belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, davanın HUMK'nun 575/II. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek istem reddedilmiş, karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki kanıtlara göre, davacı yargıç, davalıda Adalet Bakanlığı başvüfettişidir. Dava, davalının davacı hakkında düzenlediği bir rapor nedeniyle, davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı nedenine dayanmaktadır. Mahkemece, uyuşmazlığın HUMK'nun 573 ve devamı maddelerinde ifadesini bulan hakimlerin sorumluluğu ilkesine göre çözümlenmesi gerektiği düşüncesine dayanmaktadır. Anılan yasanın 573. maddesinde, hakim ve icra başkanlarının hukuki sorumluluklarının sayıldığı görülmektedir. anılan madde de belirtilen hususlar sayılı olup, bunların çoğaltılması öngörülmemiştir. Yine buradaki sorumluluk nedenleri, hakimlerin hakimlik görevini yaparken ve özellikle yargısal çalışmalarından dolayı vermiş oldukları kararlardan dolayı açılacak tazminat davalarını düzenlemektedir. Diğer bir anlatımla, HUMK'nun 573 ve devamı maddeleri uyarınca, hakim hakkında bir dava açılabilmesi için, tazminata dayanak yapılan eylemin, madde de sınırlı biçimde sayılan eylemlerden en az birine dayandırıldığının belirtilmesi gerekir. Bu bağlamda eylem aynı zamanda hakimin yargılama faaliyeti ile ilgili bulunması zorunludur. Aksi halde zarara neden olduğu iddia edilen eylem hakimin idari davranışları ile ilgili olabilir. Hakimlerin idari davranışlarından doğduğu iddia edilen zararların HUMK'nun 573 ve devamı maddelerindeki usule göre sonuçlandırılması düşünülemez. Bu gibi iylemlerden doğan zararlar, haksız fiil niteliğinde olup, genel hükümlere göre ve adliye mahkemelerinde çözümlenmesi gerekir.
Somut olayda, davalının eylemi yargılama faaliyeti olmadığı gibi iddiada, davalının haksız fiilina dayandırılmıştır. Diğer bir anlatımla, BK.'nun 41. maddesine dayalı olarak tazminat isteminde bulunulmuştur.
Şu duruma göre, davaya bakılarak varılacak sonç uyarınca bir hüküm kurmak gerekirken somut olaya, olgulara ve yasal düzenlemeye uygun bulunmayan gerekçelerle istemin reddine ve mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın belirtilen nedenlerle (BOZULMASINA) ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 10.6.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy