(818 S. K. m. 41, 49) (2451 S. K. m. 1, 3) (485 S. KHK. m. 28)
Dava: Davacı rahmi vekili tarafından, davalı R aleyhine 31.8.1998 gününde verilen dilekçe ile yargı kararının yasal sürvede uygulanmamasından doğan 2 milyar lira manevi tazminatın davalıdan alınmasının istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece yargı kararının uyglanmamasında davalının kişisel kusuru bulunmadığından davanın reddine dair verilen 26.11.1998 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kâğıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, yargı kararının uygulanmaması nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili müvekkilinin Muhabere ve Elektronik Daire Başkanı iken 2.12.1997'de bu görevden alındığını, Ankara Dördüncü İdare Mahkemesi'nce yürütmeyi durdurma kararı verildiğini, Gümrük Müsteşarı olan davalının bu kararı süresinde uygulamadığını, daha sonra işlemin iptaline ilişkin kararı da süresi geçtikten sonra uyguladığını ileri sürmüştür.
Davalı ise kendisinin bir kusuru bulunmadığını, yürütmeyi durdurma kararından sonra süresi içinde gerekli yazıyı hazırlatıp Devlet Bakanı'na arzettiğini, ancak bakanın "uygulanmasın" şeklindeki talimatı gereğince davacının görevine iade edilemediğini, iptal kararından sonra ise süresi içinde göreve iade edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının göreve iade edilmemesinin bakanın "uygulanmasın" şerhinde kaynaklandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bakanlıklar ve Bağlı Kuruluşlarda Atama Usulüne ilişkin 2451 sayılı Kanunun birinci maddesinde; "Başbakanlık ve bakanlıklarla bunlara bağlı kuruluşlarda teşkilat kanunu bulunup bulunmadığına bakılmaksızın atama ve nakiller bu kanunda belirtilen usullere göre yapılır..." denilmekte ise de, üçüncü maddesinde "Bu kanuna ekli cetvellerde yer almayan unvanarı taşıyan kadro ve görevlere yapılacak atama ve nakillerde, bu kanunun kapsamına giren kuruluşların teşkilat kanunlarında veya özel kanunlarındaki hükümlerin uygulanmasına devam olunur..." denilmektedir. Davacının bulunduğu görev ekli cetvellerde yer almadığı için davacının atamasının Teşkilat Kanununa göre yapılacağı açıktır. Nitekim görevden alınması aşamasında da Teşkilat Kanunundaki usul uygulanmıştır. Gümrük Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki 485 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin 28. maddesine göre davacının atamasının müsteşar (yani davalı) tarafından yapılacağı anlaşılmaktadır. Davalının yetkili bulunduğu bir konuda bakanın "uygulanmasın" şerhine dayanarak davacıyı görevine iade etmemiş olması kendisini sorumluluktan kurtarmaz. Mahkemece yazılı şekilde davanın reddedilmiş olması yasal düzenlemeye uygun bulunmadğından bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle (BOZULMASINA) ve davacı yararına takdir edilen 20.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davalıya yükseltilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 12.5.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy