(818 S. K. m. 49) (743 S. K. m. 4)
Davacı S. Akkuş vekili Avukat M. M. Doğan tarafından, davalı B. Ekici vd. aleyhine 7.5.1999 gününde verilen dilekçe ile yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle 1.000.000.000 lira manevi tazminatın tahsili ile hukuka aykırılığın gazete ile ilanının istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın aynen kabulüne dair verilen 17.7.2000 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili Avukat K. Bilir tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında-kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince; Dava, basın yoluyla kişilik haklarına yapılan saldın nedeniyle manevi tazminat ile hukuka aykırılığın gazete ile yayımlanması istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem aynen kabul edilmiş, karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Kişilik haklan hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldın teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranım, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nısfetle hüküm vereceği Medeni Kanunun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sının onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Davaya konu olan yazıda kullanılan sözler, tarafların konumu ve davalının yerel bir gazete olması ile yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde hükmedilen manevi tazminat miktarı fazla olup, daha alt düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Ayrıca, davacı yayın nedeniyle manevi tazminat isteminin yanı sıra, tecavüzü kınayan yazının basın yoluyla ilanına da karar verilmesini istemiş ve yerel mahkemece bu istemin de kabulü yönünde hüküm kurulmuştur. Borçlar Kanununun 49. maddesinde; hakimin tazminatın ödenmesi yerine diğer bir yaptırıma veya ilave bir yaptırıma karar verileceği gibi saldırıyı kınayan bir hüküm de kurabileceği kabul edilmiştir. Medeni Kanunun 4. maddesinde ise yasaların takdir hakkı, tanıdığı hallerde hakimin somut olayın özelliklerini gözeterek hak ve adalete göre karar vereceği hükme bağlanmıştır.
Davaya konu edilen olayda, mahkemece istenen tazminatın aynen hüküm altına alınması ile davalıların hukuka aykırı eylemlerinin sabit olduğu belirlenmiş, böylece hem hukuka aykırılığın saptanmış olması ve hem de yararına tazminata hükmedilmekle davacının tatmin duygusu sağlanmış bulunmaktadır. Somut olayın özelliğine, haberin verilişinden bu yana uzun bir sürenin geçmiş bulunmasına ve Borçlar Kanununun 49/2. maddesindeki ölçüler esas alındığında ayrıca yayına da karar verilmiş olması uygun görülmediğinden hüküm, bu nedenle de bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda 2 nolu bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davalıların diğer temyiz itirazlarının yukarıda 1 nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 15.03.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy