(818 S. K. m. 53) (1086 S. K. m. 295) (765 S. K. m. 421)
Dava: Davacı Güldane vekili tarafından, davalı Süleyman aleyhine 7.5.1999 gününde verilen dilekçe ile davalının davacıya sarkıntılık etmesi neden ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 8.6.2000 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Davacı, davalının sözlü sarkıntılıkta bulunması nedeni ile manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalı davanın reddini savunmuştur. Yerel mahkemece davalının eyleminin suç teşkil etmediği ve tazminat gerektirmediği, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı temyiz etmiştir.
Dosya içinde bulunan Bağcılar Sulh ceza Mahkemesinin 1998/1528 esas, 1998/1932 sayılı kararı ile davalının TCK.nun 421. maddesinin/ilk cümlesi gereğince cezalandırıldığı anlaşılmaktadır. Borçlar Kanununun 53. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen hükümlülük kararlarındaki fiilin hukuka aykırılığı ve illiyet bağını belirleyen maddi olaylar konusundaki kabulü hukuk hakimini de bağlayacağı hem bilimsel düşüncelerde hem de yargı kararları ile benimsenmiş bulunmaktadır. Esasen HUMK.nun kesin delile ilişkin 295. maddesinin 1. fıkrası hükmü de Borçlar Kanunu'nun anılan maddesi hükmünün bu şekilde yorumlanmasını gerektirmiştir. Şu durumda hukuka aykırı eylemin gerçekleşmiş olması nedeni ile davacı lehine takdir edilecek manevi tazminata hükmetmek gerekirken yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 19.3.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy