(818 S. K. m. 41, 46)
Dava: Davacılar İlhan ve arkadaşları vekili tarafından, davalılar SSK Genel müdürlüğü ile Şahin aleyhine 15.13.1993 ve 9.12.1997 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece ilk davanın kabulüne ek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen 3.3.2000 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 27.2.2001 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili gelmedi, karşı taraf davalılardan SSK Genel Müdürlüğü vekili Nermin geldi, Diğer davalılar adına kimse gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, trafik kazası sonucu uğranılan zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Davacılardan kaza sonucu sol tarafında kısmi ve daimi bir arıza meydana geldiğini belirtmiş, sonradan açtığı ek dava ile de % 47 oranında maluliyeti bulunduğunu belirterek zararının ödetilmesi isteminde bulunmuştur. Yerel mahkemece istemin kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairemizce; Davalı savunmasında zamanaşımı definde bulunmuştur. Mahkemece Adli Tıp Kurumundan alınan rapor tarihi esas alınarak zamanaşımı istemi reddedilmiştir. Zararın daha önceden belirlenebilir olması zamanaşımının işlemesini engellemez. Bu bakımdan Adli Tıp Kurumu raporunda yaralı küçüğün 8.11.1996 tarihinde Adli Tıp 3. İhtisas Kurulunda muayene edildiği belirtildiği halde raporun 27.8.1997 tarihinde düzenleniş nedeni anlaşılamamıştır. Küçüğün 8.11.1996 tarihindeki muayenesinde daimi işgücü kaybının belirlenebilir olup olmayacağının; diğer bir anlatımla, bu tarihte değil de daha sonra, yani 27.8.1997 tarihinde raporun veriliş nedeni araştırılarak zamanaşımının değerlendirilmesi gerekirken yerel mahkemece bu yön üzerinde durulmaksızın yazılı gerekçeyle hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya uygun görülmediğinden kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir gerekçesiyle karar bozulmuş, yerel mahkemece bozmaya uyulduktan sonra Adli Tıp Kurumundan bozma doğrultusunda görüş alınmıştır. Adli Tıp Kurumunun 15.12.1999 günlü yazısından, davacının yaralanmasında gelişen bir durum olması nedeniyle maluliyetinin 27.8.1997 günlü raporla belirlendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, olayda gelişen durum nedeniyle zararın 27.8.1997 gününde öğrendiği kabul edilmelidir. Yerel mahkemece, bu olgulara rağmen Adli Tıp Kurumundan gelen yazıya yanlış anlam verilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 27.02.2001 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy