(743 S. K. m. 24, 24/A) (5680 S. K. m. 16, 17)
Dava: Davacılar Niyazi Coşkun ve Yahya Özer vekili Avukat Uğur Çakmak tarafından, davalılar İhlas Matbaacılık ve Gazetecilik Yayıncılık Tic. A.Ş. ve Türkiye Gazetesi Haberlerden Sorumlu Yazı İşleri Müdürü aleyhine 29.4.1998 gününde verilen dilekçe ile 7.3.1998 günlü Türkiye Gazetesindeki yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 10.12.1999 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı İhlas Matbaacılık A.Ş. vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacılar yararına manevi tazminata hükmedilmiş, karar davalı İhlas Matbaacılık ve Gazetecilik Yayın San. Tic. A.Ş. tarafından temyiz edilmiştir.
Basının yansız ve özgür biçimde haber verme, bir düşünce ve görüşü tartışma, eleştirme, kamuoyunu aydınlatma gibi görevi ve fonksiyonları vardır. Basının bu fonksiyonunu yerine getirmesi için onun özgür olduğu güvence altına alınmıştır. Kuşkusuz bu özgürlük o meslek mensuplarına bir imtiyaz sağlamak için değil, toplum ve kamu yararı içindir. O halde bu özgürlüğün alanı kamu yararı ve insan haklarının oluşturduğu alanla doğru orantılı olarak artmalı ve gerekirse sınırlama ve baskılardan kaçınmalıdır. Ancak tüm özgürlükler de olduğu gibi basın özgürlüğü de kişi ve toplum yararı açısından sınırlıdır.
Basın haber verme fonksiyonunu yerine getirirken kullanacağı hakkın özel hukuk alanındaki sınırı gerçeklik, kamu yararı gibi toplumsal ilgi, güncellik, konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık kuralları ile belirlenmiştir. Haber verme hakkı bu sınırlar içinde kaldığı sürece davacının kişilik hakları zarar görse bile yayının hukuka uygun olduğu kabul edilmek gerekir.
Yukarıda sözü edilen sınırlayıcı ilkeler içerisinde dava konusu yayın değerlendirildiğinde; Davacılar 7.3.1998 günü Türkiye Gazetesi'nin 9. sayfasında yer alan Deri Hırsızları Yakalandı başlıklı yazı ile kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu ileri sürmüşlerdir.
Davaya konu edilen yazının başlığı ve içeriği bütünü ile ele alındığında davacılar hakkında yürütülen ceza davası dosyasındaki kapsama da uygun görülmektedir. Davacılar hakkındaki dolandırıcılıktan soruşturmanın devam ettiği yazı içeriğinden anlaşılmakla yayının gerçek olduğu kabul edilmeli ve davanın bu nedenle de reddi gerektiği halde sorumluluğa karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de davalı olarak Türkiye Gazetesi sorumlu müdürü biçiminde husumet yöneltilemez. Bir gerçek kişinin isminin yazılmamış olması da Basın Yasası'nın 16. ve 17. maddelere aykırı olduğundan kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 01.06.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy