(2004 S. K. m. 277, 283) (818 S. K. m. 18)
Dava: Davacı M. Salih vekili Av. K.C. tarafından, davalılar Felemez ve Şeyhmus aleyhine 26/11/1999 gününde verilen dilekçe ile davalılar arasındaki muvazaalı satışın İİK.'nun 273. maddesi gereği iptalinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 1/2/2000 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, muvazaaya dayalı satışın iptali istemine ilişkindir. Davacı, davalıların amca-yeğen olup, borçlusu olan davalı Şeyhmus'un borca konu senedin vadesine bir hafta süre kala, zemin ve üç katlı kargir binasını muvazaalı olarak davalı yeğeni Felemez'e devrettiğini iddia ile, satış sözleşmesinin iptalini istemiştir. Mahkemece davanın İİK.'nun 277. maddesine göre açılmış bir dava olduğundan ve davacı yargılama sırasında geçici ve kesin aciz vesikası ibraz etmediğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Dava BK.'nun 18. maddesindeki danışıklı işleme dayalı iptal davasıdır. Kural olarak üçüncü kişiler, danışıklı bir işlemden zarar görmeleri durumunda tek taraflı veya çok taraflı işlemlerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Danışıklı bir işlem ile üçüncü kişinin zarara uğratılması ona karşı işlenmiş bir haksız eylem niteliğindedir. Ancak üçüncü kişinin zarar gördüğünün benimsenebilmesi için, onun muvazaalı muamelede bulunandan bir alacağının olması ve bu alacağının ödenmesini önlemek amacıyla danışıklı-işlemin yapılması gerekir.
Somut olayda davacı, davalı Şeyhmus'tan senet alacaklısı olup, vadeye çok az bir süre kala binayı akrabası olan diğer davalıya satmış ve borcu ödememiştir. Davaya konu edilen satışın danışıklı olduğu kanıtlandığı takdirde bu satışa konu edilen maldan da alacağın tahsili için yararlanabileceklerdir. Davacının amacı, alacağını tahsil etmek için hukuki muamelenin kendisi yönünden geçersizliğini sağlamaktır. Davacının bu hakkı, ayni değil, şahsidir. Davanın kanıtlanması halinde tapunun iptaline değil ( olayda kıyasen uygulanması gereken İİK.'nup 283/1. maddesi uyarınca ) iptal ve tescil olmaksızın taşınmazın haciz ve satışına karar verilecektir. Bu davanın amacı da budur.
O halde, muvazaanın var olup olmadığı konusunda araştırma yapmaksızın aciz vesikasının yokluğu nedeniyle ve davanın İİK.'nun 277 maddesine dayalı iptal davası olduğu şeklinde yanlış nitelendirme ile karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 15.6.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy