(743 S. K. m. 24/A)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 14.7.1999 gününde verilen dilekçe ile 9.6.1999 günlü R.....Gazetesindeki yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle 5 milyar lira manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 1.2.2000 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 29.6.2000 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı asil geldi, karşı taraftan davalılar adına kimse gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, kişilik haklarına yayın yoluyla saldırı nedenine dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, davalı R... Gazetesinin 9.6.1999 günlü nüshasında, diğer davalı tarafından kaleme alınan Müdahil Milliyetçilik başlıklı bir yazı yayınlandığını, kendisinin A.....Öcalan'ın yargılanması ile ilgili davayı devamlı olarak takip eden yedi avukattan biri olduğunun, müdahil avukat olarak bütün duruşmalara katıldığını, 35 yıllık avukat olduğunu, dava konusu yazıda müdahil avukatlar için; gerçek savunmayı beceremeyen hamasete sığman, ırkçı gibi suçlamalarda bulunulmak suretiyle hakaret edildiğini ileri sürerek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalılar vekili ise yazının gerçeklere dayandığını, güncel olup kamu yararı ve toplumsal ilgi unsurlarını içerdiğini, kullanılan ifadenin kişilik haklarını rencide eden nitelikte olmadığını davacının isminin geçmediğini, istenen miktarın fahiş olduğunu savunmuştur.
Mahkemece dava konusu yazıda kamu yaran olduğu, güncel bulunduğu, hakarete varan sözler içermediği, sert eleştiri niteliğinde olduğu, davacının şahsının hedef alınmadığı gibi adının dahi geçmediği basın özgürlüğü içinde kaldığı ve bu nedenle hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
A.... Öcalan'ın yargılanmasına ilişkin davanın 3.6.1999 günlü oturumunda müdahil avukatlarından olan davacı M.... Keskin esas hakkındaki son iddialarını içeren aynı günlü, altı sayfalık bir dilekçeyi okumuş ve mahkemeye sunmuştur. Bu dilekçede yer alan bazı cümleler, dava edilen yazıda aynen ele alınarak eleştiri konusu yapılmıştır. Yazıda davacının adı geçmemekle beraber onun dilekçesindeki ifadeler cümle cümle aynen davalı yazar tarafından irdelenmiş ve kendince yorumlamıştır. Bu durumda yazının davacıya yönelik olduğunun kabulü gerekir. Kaldı ki, yazının genelde müdahil avukatlara yönelik olduğu açıktır.
Eleştiri, basının Anayasal ve vazgeçilmez hakkı ve ödevidir. Ne var ki, sınırsız değildir. Bu sınırlardan birisi de kişilik haklarıdır. Eleştiri yapılırken objektif sınırlar aşılır, eleştiri; ölçüsüz bir kötüleme, küçümseme ve aşağılama biçimine dönüşürse eleştirinin hukuka uygun olduğu, Anayasal sınırlar içinde kaldığı söylenemez.
Dava konusu yazıda yer alan ...savunmanın düzeyini düşüren davranışlara girmek hukuk adamlığı mı?, ...hamesete sığınmak avukatlık mı?, ...diye konuşan birine avukat denebilir mi?, ...bu davanın müdahilliği sonunda hamasi ve düzeysiz bir milliyetçiliğin tekeli altına alınmış..., ...Avukatların ırkçılığa eğilimlerini zabtedemediği... gibi sert eleştiri sınırlarını aşmış ve kişilik haklarına saldırı boyutuna varmıştır.
Bu durumda yazının davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğunun kabulü ile manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken davanın reddedilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 29.06.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy