(818 S. K. m.49)
Dava: Davacı N.vekili Avukat T. A. tarafından, davalı Ş. vd, aleyhine 28.12.1998 gününde verilen dilekçe ile kişilik haklarına saldırı nedeni ile manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; mahkemece davanın reddine dair verilen 1.2.2000 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 19.9.2000 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat T. A. geldi, karşı taraftan davalılar vekili gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı, davalıların bir gazetede yayımlanan beyanlarının kişilik hakkına saldırı oluşturduğunu ileri sürmektedir.
Yayımlanan gazetede; davalılardan Ş.'nin "davacının son çıkışıyla şöhret edinmek için bulunduğu makamı kullanan biri olduğunu yeniden gösterdiğini, davacının bunu yaparken birtakım safsataları gerçek gibi sunma yoluna gittiğini, hiçbir savcının davacı gibi belirli yayın organlarını kullanarak kendine gelecek hazırlamaya çalışmadığım, bugün yargı yara alıyorsa ve yargıya olan güven sarsılıyorsa bunun sorumlusu kanunları ve gerçekleri bir kenara iterek maskatlı duygularla hareket eden kişilerdir, Sayın N.'de bu kişilerden biri" şeklindeki beyanları ile öteki davalı M. Ali'nin "Sayın N. bu tür çıkışları sık sık yapıyor. Kendisi bizim yargı organlarımız içerisinde talihsiz bir isimdir. Böylesine önemli bir göreve gelmiş olan kişinin çok daha ağırbaşlı, ciddi, her siyasi partiye aynı mesafede bir tutum takınması gerekir. Ancak Sayın N., Safranbolu türküsünü aratmayacak iddialarda bulunuyor. Kendisinin psikolojik anlamda bir takım rahatsızlıkları var. En kısa zamanda doktora görünmesini tavsiye ederim" şeklindeki beyanlarının yer aldığı görülmektedir.
Her iki davalı da savunmasında, beyanlarının gazetede yayımlanan biçimde olmadığını savunmuştur. Davalı Ş. "Şunu açıkça ifade edeyim ki, bugün yargı yara alıyorsa ve yargıya olan güven sarsılıyorsa bunun sorumlusu, kanunları ve gerçekleri bir kenara iterek maksatlı duygularla hareket eden kişilerdir. Sayın N.'de bu şekilde davranıyor ise aynı yanlışlık içindedir. Sayın N.'yi sürekli basından takip ediyoruz. Daha önce de basınla diyaloğu fazla olan bir savcıdır. A. DGM'de on tane savcı var hiçbirisi sayın savcı gibi davranmıyor. Bu ise ister istemez insanın aklına, acaba Sayın Savcı kendisine siyasi bir gelecek mi hazırlıyor sorusunu akla getiriyor" şeklinde beyanat verdiğini öteki davalı M. Ali ise, "Sayın N.'nin bu tür çıkışları sık sık yaptığını, bu beyanların yargımız için bir talihsizlik olduğunu, böylesine önemli bir göreve gelmiş olan kişilerin ağırbaşlı, ciddi, her kişiye ve her partiye aynı mesafede duran bir tutum takınması gerektiğini, başka siyasi partiler hakkında bu tür açıklama ve çıkışlar yapmayan Sayın N., RP ve mensuplarına gelince önyargılı bir şekilde açıklamalar yapmakta, gizli tutulması gereken tahkikatı hukuka aykırı bir şekilde deşifre etmektedir. Böyle son derece önemli makamlarda bulunan kişiler bu şekilde önyargılı olamazlar. Bu önyargı ve kuruntulardan kurtulmak için her türlü çareyi aramalıdırlar" şeklinde beyanat verdiğini savunmuştur.
Gerek gazetede yayımlanan sözcükler, gerekse davalıların savunmalarında açıkladıkları beyanlar ile dosya içeriğindeki bilgi, belge ve açıklamalar ele alınıp değerlendirildiğinde; bir yargı mensubu olan davacının maksatlı duygularla hareket eden, kendine siyasi bir gelecek hazırlamak isteyen, ağırbaşlı ve ciddi olmayan, taraflı ve önyargılı davranan, kuruntulu bir kişi olduğunu belirten ve ima eden beyanatlarda bulunmak suretiyle davacının mesleki kişisel değerlerine saldırıda bulundukları kabul edilmek gerekir. Şu durum karşısında davalıların sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken yerel mahkemece davanın reddedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve davacı yararına takdir edilen 65.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davalılara yükletilmesine ve peşin harcın istek halinde geri verilmesine 19.9.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy