(818 S. K. m. 49)
Dava: Davacı F. S. Utlu vekili Avukat D. Y. ve diğerleri tarafından, davalılar E. Giray ve diğerleri aleyhine 6/11/1996 gününde verilen dilekçe ile yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle 1 milyar lira manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın 300.000.000 liralık kısmının kabulüne dair verilen 3/3/2000 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı avukatı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Davacı, davalıların yayın yoluyla kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu belirterek 1.000.000.000 (bir milyar) lira manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Mahkemece saldırının varlığı kabul edilerek 300.000.000 (üçyüz milyon) TL'nın ödetilmesine karar verilmiştir. Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davaya konu edilen yazının başlığında, Sezen'in gizli aşkı içeriğinde ise davacının evli olmasına karşın başka bir erkekle yaptığı telefon konuşmalarını ele geçirdiğini belirterek çözümünü yayınlamıştır. Konuşmalarda, bir taraftan erkek olan kişinin sözleri ile karşısındaki kişinin de sezen olduğu biçiminde yayın yapılmıştır. Yayında yer alan sözler, iki kişi arasında son derece gizli kalması ve o kişilerin özel yaşam alanı ile ilgili bulunan sözler olduğu görüldüğü gibi, sözler bu içerikte olmasa dahi, bir kişinin telefonunun dinlenmesi veya dinlenen telefondaki görüşmelerin yayınlanması, başlı başına özel yaşama ve hatta son derece gizli kalması gereken yaşamın gizliliğine saldırı teşkil eder. Kişi toplum tarafından tanınan bilinen anonim bir kişi olsa dahi, özel yaşam hiçbir şekilde açıklanamaz. Hatta hiç kimsenin telefonu da dinlenemez. Davalıların telefonu dinlememiş olsalar dahi, ele geçen telefon kasetini yayınlamış olmaları aynı sonucu doğurur ve kişinin gizli alanına saldırıdır. Bu bakımdan davalıların eylemi ağır kusuru oluşturur.
BK. nun 49. maddesinde, tazminatın miktarı belirtilmemiştir. Ancak tazminatın miktarının belirlenmesinde uyulması gereken ölçütler açıklanmıştır. Böyle bir düzenleme biçimi hukuka uygundur. Tazminat miktarının belirlenmesinde tazminatın niteliği de gözetilerek, tarafların sıfatı, konumları, sosyal ve ekonomik durumları ile madde de yer almamakla birlikte, hukukun genel ilkesi olan kusurun ve bu bağlamda eylemin ağırlığı miktarının belirlenmesinde önem taşımaktadır. Madde de yer alan ölçütler somut olaya uyarlandığında, hüküm altına alınan tazminat miktarının çok az olduğu açıktır. Bu bakımdan, mahkeme kararında yer alan gerekçelere katılmak somut olay itibariyle olanaksızdır.
Şu durumda daha üst düzeyde ve davacının istemi de gözetilerek tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın belirtilen nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 12.10.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy