(2918 S. K. m. 2, 3, 106) (1086 S. K. m. 7)
Dava: Davacılar Mehmet ( Kendisine asaleten, Ozan'a velayeten ) ve arkadaşları vekili Av. S.K. tarafından, davalı TCDD Genel Müdürlüğü aleyhine 24/7/1998 ve 30/ 11/1998 gününde verilen dilekçeler ile hemzemin geçitte meydana gelen kaza sonucu desteğin ölümü nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; idari yargının görevli olduğundan dava dilekçesinin reddine dair verilen 15/6/1999 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Davacılar, davalının hukuka aykırı davranmak suretiyle desteklerinin ölümüne neden olduğunu belirterek, maddi ve manevi zararın ödetilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, davanın idari yargı yerinde bakılması gerektiği belirtilerek görevsizlik kararı verilmiştir.
Dosyadaki kanıtlara göre davaya konu edilen zarar doğuran eylemin, Devlet Demir Yollarının, karayolu ile kesiştiği hemzemin geçit ( demiryolu geçidi ) olarak isimlendirilen noktada meydana geldiği tartışmasızdır. Tartışmalı olan yön böyle bir noktada oluşan kaza sonucu doğan hukuki uyuşmazlığın adli yargı yerinde mi, yoksa idari yargı yerinde mi çözümleneceğidir.
Yerel mahkeme, uyuşmazlığın idari yargı yerinde çözümlenmesinin gerektiği gerekçesi ile davayı yargı yolu bakımından reddetmiştir. Uyuşmazlık mahkemesinin gerekçesinde, üstün yolun Devlet Demir Yolu olduğu, bu bakımdan da hemzemin geçidin düzenlenmesinin adı geçen kuruluşa ait bulunduğu, bu sorumluluğu yerine getirmemekle hizmet kusuru işlediği hususu yer almaktadır. Gerçekten Devlet Demir yolunun işlettiği araç itibariyle üstün geçiş hakkı bulunduğu ve hemzemin geçitteki düzenlemenin onun tarafından yapılması gerektiği biçimindeki düşünceye katılmaktayız. Ne var ki belirleme biçimi uyuşmazlığın yargı yolu bakımından çözüm yerini belirtmeye etkili değildir. Diğer bir anlatımla, her kamu hizmeti yapan kurumun hizmet kusurunun bulunması durumunda bundan doğacak uyuşmazlığın idari yargı yerinde çözümleneceği sonucunu doğurmaz. Kamu kurumuna ait bir aracı kullanan kamu görevlisinin eylemi de idari bir nitelik taşıyıp hizmet kusurunu oluşturabilir. Ancak bu tür uyuşmazlıkların adli yargı yerinde çözümleneceği 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası' nın 106. maddesinde açıkça ifade edilmiştir.
Bu bakımdan, davaya konu olan olaya, 2918 sayılı Yasa hükümleri çerçevesinde çözüm getirilmesi gerekmektedir.
Anılan yasanın 2. maddesinde hiçbir ayrık durum gösterilmeden kanunun Karayollarında meydana gelen trafik olaylarında uygulanacağı belirtildikten başka bu kural biraz daha genişletilerek aynı maddenin ( a ) ve ( b ) fıkralarındaki durumlarda da uygulanabileceği öngörülmüştür. Bu bağlamda, karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, akaryakıt servis istasyonları gibi yerler ile birlikte ve özellikle karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerlerde de uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Yine aynı yasanın 3. maddesinde yasanın uygulanmasında göz önünde tutulması gereken tanımlar içinde "Demiryolu geçidi" ( hemzemin geçit ) tanımı da verilmiş ve bunun karayolu ile demiryolunun kesiştiği bariyerli ve bariyersiz geçit olduğu ifade edilmiştir.
Açıklanan şu yasal düzenleme itibariyle, karayolu üzerinde meydana gelen eylemlerden doğan olayların yarattığı uyuşmazlıkların çözüm yerinin adli yargı olacağı yasanın düzenleniş biçiminden açıkça anlaşılmaktadır. Hemzemin geçit karayolu ile tren yolunun kesiştiği bir geçit olarak, o kesimin veya o noktanın Devlet Demir Yoluna ait olduğu sonucunu doğurmayacağı gibi, o noktada meydana gelen eylemin karayolu dışında oluştuğu sonucunu da doğurmaz. Bu bakımdan hukuka aykırı eylemin 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası kapsamında yer alan karayolu üzerinde meydana geldiği kabul edilmeli ve uyuşmazlığın çözüm yerinin aynı yasa gereğince adli yargıda sonuçlandırılması gerektiği sonucuna varılmalıdır.
Kaldı ki, dairemizin kuruluşundan bu yana, bu tür uyuşmazlıklar adli yargı yerinde bakılıp çözümlenmiştir. Yeni ve değişik bir yasal düzenleme olmadan bugüne kadar istikrarlı biçimde yürüyen bir uygulamanın değiştirilmesi hukuki istikrarı ortadan kaldırır.
Açıklanan nedenlerle uyuşmazlığın Karayolları Trafik Yasası'ndaki hükümler uyarınca çözümlenmesi gerektiği, anılan yasanın kapsamındaki eylemlerden doğan uyuşmazlıkların çözüm yerinin de adliye mahkemeleri olduğu düşünülerek işin esasına bakılarak varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmek gerekirken yazılı gerekçe ile yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın belirtilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 12.6.2000 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Karşı Oy Açıklaması
Dava tren kazası sonucu ölüm nedeniyle doğan zararın giderimine ilişkindir. Kazanın hemzemin geçitte olduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir Yolları İşletmesi tekel kapsamında kamu hizmeti yürüten tüzel kişiliğe sahip bir kamu kurumudur.
Anayasanın 125/son maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle sorumludur. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları saldırıya uğrayanlar tarafından açılan tam yargı davaları idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Demiryolu 2918 sayılı Yasa'nın 2. maddesi kapsamına girmediği gibi, tren de 106. madde kapsamına girmez. 106. maddede kastedilen, idarenin karayolunda hareket eden motorlu araçlarıdır. Karayolları Trafik Kanununda tanımı yapılan "araç"ın özelliği karayolunda kullanılabilmesidir. Uyuşmazlık Mahkemesi'nin yerleşik kararları, tren kazalarının da hizmet kusuruna dayanılması halinde görevli mahkemelerin idari yargı yerleri olduğu yolundadır.
Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları Ana Statüsüne, Yüksek Planlama Kurulunun 27/4/ 1992 gün ve 92/T.29 sayılı kararıyla ilave edilen Ek 2. maddesine göre; "Demiryolunun; karayolu, köy yolu ile benzeri yollar ile yaptığı kesişmelerde demiryolu ana yol sayılır". Demiryolunda meydana gelen kazalarda Demiryolları Nizamname Hükümleri ve Borçlar Kanunu'nun 41 ve 55, 58. maddeleri uygulanır.
Somut olayda zarar kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında doğmuştur. Dava, davalı idare personelinin haksız fiiline dayanılarak açılmamıştır. Gerek yukarıda açıklanan yasal kurallar, gerekse davanın hizmet kusurundan kaynaklanan idarenin sorumluluğuna dayanılarak açılmış olması karşısında davanın çözümünde idari yargı görevlidir. Yerel mahkeme kararı doğrudur. Çoğunluğun bozma görüşüne yukarıda anlatılan gerekçeyle katılamıyoruz. 12.6.2000.
Full & Egal Universal Law Academy