(818 S. K. m. 162, 163)
Dava: Davacı Şekerbank T.A.Ş. vekili Avukat M. T. tarafından, davalı Karayolları Genel Müdürlüğü aleyhine 17.2.1999 gününde verilen dilekçe ile davacının davalının taşeronunun davalıdan alacağını davacıya devretmesine ilişkin temliknamenin geçerli olduğunun tespitinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 2.5.2000 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı İdare Avukatı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, temliknamenin geçerliliğinin ve bu temlikname nedeniyle ilerde doğacak alacağın davacıya ait olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Yerel mahkemece dava kabul edilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Hukukumuzda genel anlamda tespit davalarının varlığını düzenleyen yasa maddeleri mevcut olmamakla birlikte, tespit davalarının da dinlenebileceği uygulamada ve yerleşmiş yargı kararlarında kabul edilmiş bulunmaktadır. Tespit davası bir hukuki ilişkinin tespitine yöneliktir. Hukuki ilişkiden amaç bir kişi ile diğer bir kişi veya eşya arasında somut bir olaydan kaynaklanan hukuki ilişkinin belirlemesidir. Tespit davası, bir hukuki ilişkinin saptanmasına yönelik olmakla birlikte, talepte bulunanın bu isteminde hukuki yararı da olmalıdır. Ayrıca eda davasının var olduğu durumlarda tespite de karar verilmiş olduğundan, eda davasının açılabileceği hallerde tespit davası açılamaz.
Diğer davalarda olduğu gibi tespit davasında da hukuki yarar bulunması zorunludur. Tespit davası açılmasında hukuki yarar için, davacının hakkı ya da hukuki durumu bir tehlike ile karşı karşıya bulunmalı, tehdit nedeniyle hakkının sağlanmasında duraksama meydana gelmeli veya tespit isteyenin gecikme halinde zarar görecek nitelikte olmalı, tespit talebi ile bu tehdit ortadan kaldırılabilmelidir.
Davacı, dava dışı Özkarataş İnşaat Limited Şirketi'nin davalı Karayolları Genel Müdürlüğü'ne bağlı Beşinci Bölge Müdürlüğünden, aralarındaki taşeron sözleşmesi gereği doğacak istihkak nedeniyle alacağını 19.1.1998 günlü temlikname ile temlik etmiş, ancak bu temlik davalı tarafından tanınmamıştır. Temlike konu istihkak alacağı henüz doğmamıştır. Davacı dava dilekçesinde henüz doğmamış temlik alacağı için yapılan sözleşmenin davalı tarafından geçerli sayıldığı için bu davayı açtığını belirttiğine göre yukarıda açıklanan ilkeler de göz önüne alındığında davacının ileride doğacak alacağın tespitinde hukuki yararı bulunmadığı gibi hukuki durumun bir tehlike ile karşı karşıya bulunduğundan da söz edilemez. Yine, ilerde doğacak alacağın üçüncü kişilere ödenmesinin başka hukuki yollarla da önlenebileceği düşünüldüğünde davanın reddi gerekirken, dosya kapsamına ve yukarıda anılan ilkelere uygun düşmeyecek biçimde davanın kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 30.11.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy