(2709 S. K. m. 28) (743 S. K. m. 24, 24/A) (818 S. K. m. 49)
Dava: Davacı Osman Durmuş vekili Avukat Sedat Aksakallı tarafından davalılar Fatih Altaylı ve Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.'ni temsilen Doğan Yayın Holding A.Ş. aleyhine 6/12/1999 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin kabulüne dair verilen 21/3/2000 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, Hürriyet Gazetesinin 24.8.1999 günlü sayısında yayımlanan davalılardan Fatih Altaylı'nın Sağlık Bakanı'na daha ne kadar tahammül edeceğiz başlıklı yazısında yer alan; Sağlık Bakanının beceriksizliği, dirayetsizliği ve hepsinden önemlisi terbiyesizliği bulan kadirbilmezliği ve patavatsızlığı vatandaşı çıldırtıyor., Başbakan, Sağlık Bakanı'nı ağır bir biçimde fırçalıyor. Çünkü aksi takdirde vatandaş Sağlık Bakanı'nı tükürükle boğacak. şeklindeki sözlerle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu belirterek 10 milyar lira manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalılar, dava konusu edilen yazının, deprem nedeniyle bazı ülkelerden gelen yardımların davacı tarafından geri çevrilmesi üzerine halkın gösterdiği tepkinin yansıtıldığı eleştiri niteliğinde bir yazı olduğunu savunarak davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Yerel mahkemece istem kabul edilmiştir. Karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nısfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Davaya konu olan işte Sağlık Bakanı olan davacının siyasi kişiliğinin bulunması, yazıda davacının Marmara depremi sırasında yardıma gerek olmadığını söylemesi, bazı ülkelerin önerdiği deprem yardımlarını geri çeviren davranışlar sergilemesi ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde takdir edilen tazminat miktarı fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; diğer temyiz itirazlarının (1) sayılı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 15.01.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy