(818 S. K. m. 41, 47)
Dava: Davacı S. Orhan vekili Avukat C. Zengin tarafından, davalı E. Yılmazbaş aleyhine 7/11/2000 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası nedeniyle uğranılan manevi zararın ödettirilmesinin istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 28/6/2001 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 12/2/2002 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine taraflardan kimsenin gelmediği görüldü, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Dava konusu olayda yaralanmanın derecesi, davacıya ait Hacettepe Üniversitesi'nce 29/3/2001 tarihinde verilen raporda davacının uzuv kaybının bulunmadığının bildirilmesi, olay tarihindeki paranın alım gücü ve yukarıda anılan ilkeler gözetildiğinde mahkemece hüküm altına alınan 3.500.000.000 liralık manevi tazminat fazladır. Şu durumda mahkemece daha alt düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, davalının diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 12.2.2002 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY AÇIKLAMASI
Davacı, davalının hukuka aykırı eylemi sonucu, 14/4/1998 tarihinde yaralanmıştır. Adli Tıp Kurumu raporuna göre, bu yaralanma sırasında, şuurunun kapalı olduğu, çenede ağrı, çene sol tarafta akıntı, ağzını tam kapayamadığı ve çökme, sol tarafta da çökme meydana geldiği, bu yaralanmanın yaşamını tehlikeye soktuğu belirtilmiştir. Davalının bu haksız eyleminden dolayı ceza mahkemesinde hükümlülüğüne de karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği de anlaşılmıştır.
İşte davacı, bundan sonra eldeki iş bu davayı açmak suretiyle 5.000.000.000 lira manevi tazminat istemiştir. Mahkemece, yukarıya alınan tüm olgularda gözetilip tartışılarak 3.500.000.000 lira manevi tazminata karar verilmiştir. Dairece bu miktarın fazla olduğu gerekçesi ile karar bozulmuştur. Bozma nedenine katılamıyorum.
Davacı ağır surette yaralanmıştır. Yaşama tehlikesi geçirmiştir. Kusuru 2/8'dir Zaten davayı da bu kusur oranının belli olmasından sonra açmıştır. Dosyadaki fotoğrafından ve Adli Tıp Kurumu raporundan da anlaşılacağı üzere davacının yüz ve ağız yapısında, dolayısıyla yüz görünümünde de değişiklikler meydana gelmiştir. Bu arazların, daimi işgücü kaybını oluşturmaması, tazminatın daha az miktarda takdir edilmesinde etken teşkil etmez. Bu nedenle bozma gerekçesine katılamıyorum. 12/2/2002
Full & Egal Universal Law Academy