(818 S. K. m. 41, 45, 47)
Dava: Davacı E. Kaya ve diğerleri vekili Avukat N. Ata tarafından, davalı Sağlık Bakanlığı aleyhine 27/4/1998, 4/3/1999 ve 26/4/2001 gününde verilen dilekçeler ile trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda: Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 8/6/2001 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekillerince süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 11/12/2001 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar adına Avukat N. Ata ile karşı taraftan davalı bakanlık adına Hazine vekili Avukat A. Sökmen geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü :
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; Dava, trafik kazası sonucu üç kişinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Bozmadan önce verilen ve hükme dayanak yapılan bilirkişi kurulu raporunda destek C. Kaya'nın 1997 yılı geliri aylık 33.000.000 TL., davacı E. Kaya'nın evlenme şansı % 22 olarak, destek C. Kaya'nın gelirinin % 40' ını eşi davacı E. Kaya'ya, % 15'ini kızı Ö. T. Kaya'ya vereceği, destek M. Kaya'nın evlenmeden önce gelirinin % 25'ini evlendikten sonra % 7,5'unu annesi S. Kaya'ya vereceği kabul edilmiştir. Bozmadan sonra alınan ve hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda ise; destek C. Kaya'nın 1997 yılı geliri aylık 90.000.000 TL. davacı E. Kaya'nın evlenme şansı % 20 olarak, destek C. Kaya'nın gelirinin % 35'ini E. Kaya'ya, % 25'ini Kızı Ö.T. Kaya'ya vereceği, destek M. Kaya'nın gelirinin % 10'unun annesi S. Kaya'ya vereceği belirtilerek hesap yapılmıştır. Davacılar bozmadan önceki rapora itiraz etmediklerinden bu rapordaki verilerin, bu bağlamda destek C. Kaya'nın 1997 yılı gelirinin evlenme şansı ve destekten yoksun kalanlara ayrılan pay oranlarının bozmadan sonraki raporda değiştirilmesi doğru değildir. Karar bu nedenle bozulmalıdır.
3- Davacıların temyizine gelince; yerel mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; bozmadan önceki rapordaki miktar esas alınarak verilen ilk karan davacıların temyiz etmemeleri nedeniyle davalı yararına kazanılmış hak doğduğu, davalının temyizi sonucu bozulan karardan sonra alınan ve daha üst düzeyde zarar belirleyen raporun hükme esas alınamayacağı, 13/10/1999 tarihli kararla tayin edilen tazminatların esas alınması gerektiği gerekçesiyle bozmadan sonra açılan ek dava ile istenen destekten yoksunluk tazminatlarının reddine karar verilmiştir.
Bozmadan sonra alınan rapordaki miktar artışı, desteklerin bilinen dönem gelirlerindeki artış nedeniyledir. Destekten yoksunluk zararının hesap tarihine en yakın verilere göre belirlenmesi bu nedenle de hesaplama tarihine kadar desteğin gelirinde meydana gelen artışların zarara yansıtılması gerekir. Bu nedenle zamanaşımı süresi içinde ve açılıp da devam etmekte olan davanın varlığı durumunda gelir unsurunda meydana gelen artışlardan dolayı uğranılan zararın istenmesi her zaman olanaklıdır. Daha önce mahkemece verilen kararın bozulması üzerine, desteklerin gelirlerinin belirlenmesi bakımından yapılan inceleme sonunda gelir unsurunda meydana gelen artış nedeniyle davacılar tarafından 2001/303 Esas sayılı dosyada istenen tazminat miktarının uygun olduğu anlaşıldığı takdirde bu bölüm için de hüküm kurulmak gerekirken yazılı gerekçe ile bu istemlerin reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (2 ve 3) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davalının öteki temyiz itirazlarının (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden davacılar yararına takdir olunan 250.000.000 lira avukatlık ücretinin davalı bakanlığa, temyiz eden davalı bakanlık yararına takdir olunan 250.000.000 lira avukatlık ücretinin de temyiz eden davacılara yükletilmesine ve temyiz edene davacılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 11.12.2001 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacılar; 29/12/1997 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu desteklerinin ölümü nedeniyle davalılar aleyhine önce 1998/249 Esas sayılı dosyada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak maddi ve manevi tazminat davası açmışlar, daha sonra 1999/152 Esas sayılı dosya ile de ilk davada saklı tuttukları maddi tazminat talepleri ile ilgili olarak ek dava açmışlar ve mahkemece her iki dava birleştirilerek görüldükten sonra 13/10/1999 tarihinde verilen ilk karar davalı vekilinin temyizi üzerine dairemizin 11/4/2000 günlü kararı ile "Destek zararının hesap yönteminin yerinde bulunmaması" nedeniyle bozulmuş, yerel mahkemece bozma ilamına uyularak bilirkişilerden ek rapor alınmıştır. Alınan bu ek rapora göre davacılar tarafından 2001/303 Esas sayılı dosya ile toplam 36.457.250.622 TL.'lık ek bir tazminat davası daha açılmış, mahkeme; davalı taraf lehine oluşan usulü kazanılmış hak nedeniyle bu davanın reddine karar vermiştir. Davacılar; 13/10/1999 tarihinde verilen ilk kararı temyiz etmedikleri gibi, davacılar vekili 25/6/1999 günlü oturumda karara esas alınan bilirkişi raporuna itirazları olmadığını da bildirmiş ve ilk karar sadece davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, dairemizce de tazminatın hesap yöntemi yönünden bozulmuştur. Bu durumda davacılar ilk verilen kararda belirlenen tazminat miktarlarını kabul etmiş sayılırlar ve bu miktar yönünden davalı taraf lehine usulü kazanılmış hak oluşur. Aksinin kabulü halinde taraflardan biri kendi temyizi nedeni ile ve lehine yapılan bir bozma sonrasında daha önce hükmedilen daha fazla bir tazminat ödemek durumunda kalacaktır ki bu durum hem hakkaniyete, hem de usulü kazanılmış hak kavramının özüne aykırıdır. Ayrıca diğer tarafın temyizi yoksa, davalı lehine yapılan bozmadan sonra verilecek kararın davalı aleyhine sonuç doğuramaz kuralı da çiğnenmiş olur. Bu nedenle bozma ilamının üçüncü bendinde yazılı çoğunluk görüşüne katılamıyor ve 2001/303 Esas sayılı dosya ile ilgili ret kararının onanması gerektiğini düşünüyoruz. 11/12/2001
Full & Egal Universal Law Academy