(818 S. K. m. 41, 47)
Dava: Davacı H. Yiğit vekili Avukat S. Aygün tarafından, davalı H. Menevşe aleyhine 11/10/1993 gününde verilen dilekçe ile trafik kazasından doğan maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 29/6/2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının, 11/10/1993 tarihinde açılan ilk davaya ilişkin kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- 16/2/2000 gününde açılan 2000/92 Esas. 2000/133 Karar sayılı birleştirilen davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Dava, trafik kazasından doğan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece dava kısmen kabul edilmiştir.
Olay tarihi 23/6/1992'dir. Davacı, 11/10/1993 günlü dava dilekçesi ile; olay nedeniyle yaralandığını ve sağ ve sol gözünde görme kaybı olduğunu bildirmiştir. Samsun Devlet Hastanesinin 16/3/1993 tarihli raporunda, davacının gözündeki arızanın "Bitemporal hemianopsinin" olduğu ve bunun kalıcı sekel oluşturduğu belirtilmiştir. Gene Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Hastanesinin 19/10/1998 günlü raporunda, görme alanı testi sonucu "Bitemporal Hemianopsi" tespit edildiği yazılmıştır. Daha sonra maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp'tan alınan 8/3/1999 günlü raporda da "her iki yönde sağ yönde görme alanı kaybı (sağ homonim hemianopsi) arızasının % 46 maluliyete neden olduğu bilgisi verilmiştir. Görüldüğü üzere davacının gözündeki arıza için konulan teşhis ilk raporlardan itibaren aynıdır. Davacı da 11/10/1993 tarihli dava dilekçesinde her iki gözde görme kaybı olduğunu belirterek durumunu bildiğini açıklamıştır. Davacının bilmediği husus yalnızca bu arızanın neden olduğu maluliyet oranıdır. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre gelişen bir durumda yoktur. Adli Tıp raporu ile, daha önce var olan ve bilinen bir arızaya oran verilmiştir.
Davalının eylemi (5) yıllık ceza zamanaşımına tabidir. Olay tarihinin 23/6/1992 olduğu gözetildiğinde 16/2/2000 gününde açılan 2000/92 Esas sayılı davanın zamanaşımına uğradığı anlaşılmaktadır. Davalı, usulüne uygun zamanaşımı definde bulunmuştur. Şu durumda 2000/92 Esas sayılı davanın zamanaşımı yönünden reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde bu isteminde kabul edilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18.2.2002 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY AÇIKLAMASI
Davacı, davalının hukuka aykırı eylemi nedeniyle yaralandığını belirterek, 11/10/1993 ve 16/2/2000 tarihinde açtığı iki dava ile maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Her iki dosya birleştirilerek istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı tarafından temyizi üzerine dairece, 16/2/2000 tarihinde açılan ikinci davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile karar bozulmuştur. Bozma nedenine katılamıyoruz. Şöyle ki;
Olay, 23/6/1992 gününde meydana gelmiştir. Davacı dışında üçüncü kişilerde yaralanmışlardır.
Davacı H. Yiğit için Samsun Devlet Hastanesince verilen ilk raporda kafa travması sonucu organik akıl bozukluğu, paranoit psikoz mevcut olup, tedavisi devam etmektedir. Kesin raporun altı ay sonra muayenesi sonucu verilebileceği belirtilmiştir. Aynı hastane tarafından verilen 16/3/1993 günlü raporda ise, aynı olgular belirtilmiş, ek olarak bitemporal hemianopsinin kalıcı sekel olduğu belirtilmiş ve bir yıl iş ve gücünden kaldığı da kaydedilmiştir. Sanık hakkında verilen hükümlülük kararı da 28/3/1997 gününde kesinleşmiştir.
İşte davacı, ilk davayı açtıktan ve o davanın devamı sırasında Adli Tıp Kurumundan alınan 28/12/1998 günlü raporda, davacının yaralanmasından kaynaklanan arazların kalıcı iş gücü kaybı niteliğinde olduğu, kalıcı iş gücü kaybı oranının 3. İhtisas Kurulunca belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir. 3. İhtisas Kuruluda, 8/3/1999 günlü raporunda, davacının kalıcı işgücü kaybının % 46 olduğu belirtilmiştir. Bu rapor mahkeme dosyasına 20/4/1999 gününde yer almıştır.
Adli Tıp Kurumunun 28.12/1998 günlü raporu verebilmek için, davacının muayene edilmesi gereğini duymuştur. Bu amaçla davacı kuruma çağrılmış ve çeşitli servislerde muayene edilmiştir. Anılan raporda da açıklandığı üzere davacının öncelikle psikolojik yönde devamlı tedavi altında tutulduğu, bu arazların devam etmediğinin anılan rapor tarihinde ifade edildiği, ancak iş gücü kaybının, başka kurulca verilmesi gerektiği açıklanmıştır.
Tüm bu olgular birlikte değerlendirildiğinde, davacının zararım tam olarak öğrendiği kabul edilemez. Zarar, Adli Tıp Kurumunun son raporu ile öğrenilmiştir. Adli Tıp Kurumu 2. ihtisas Kurulu dahi, davacının kalıcı iş gücü kaybının miktarını belirleyememiş bunun ancak 3. İhtisas Kurulunca saptanabileceğini ifade etmiştir. Bu denli teknik bir konunun, davacı tarafından da bilindiği kabul edilemez. Burada Önemli olan zararın bilinmesidir. Belirlenebilmesi hususu, teknik bir incelemeyi gerektiriyorsa ve bu inceleme sonucunun özel değil, resmi bir kurumun raporuna dayandırılması gerekiyorsa, bu husus ancak mahkeme eliyle yapılabilir. Somut olayda da bu yöntem izlenmiştir. Rapor tarihinden itibaren bir yıl içinde eldeki dava açılmıştır. Olayda gelişen durum mevcuttur. Bu nedenle olayda zamanaşımından söz edilemez. Bu yöne ilişkin bozma nedenine ve gerekçesine katılamıyoruz. 18/2/2002
Full & Egal Universal Law Academy