(743 S. K. m. 650)
Davacı Ali Nuri Y. vekili Avukat Z. Naim Yamaner tarafından, davalı Erdoğan Y. aleyhine 19.10.2000 gününde verilen dilekçe ile müşterek taşınmazdaki muhtesatın mülkiyetinin tespiti ve davalıya düşen kısmın bedelinin ödettirilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 20.12.2000 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, müşterek mülkiyete konu taşınmaz üzerindeki muhtesatın tesbiti ve muhtesatın değerinden davacı hissesine düşen miktarın ödettirilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece dava reddedilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, müşterek mülkiyete konu taşınmaz üzerine davalı diğer malikin rızası ile bina yaptığını, açılan ortaklığın giderilmesi davası olduğunu bu nedenle binanın kendisine yapıldığının tesbitini ve kira bedelinden kendi hissesine düşen miktarın ödettirilmesini istemiştir. Mahkemece taşınmazın bir diğer maliki olan davacının bu şekilde dava açma sıfatı bulunmayacağı gibi zamanaşımı süresi de dolduğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Tesbit davalarının varlığını düzenleyen yasa maddeleri hukukumuzda mevcut olmamakla birlikte; uygulama ve yerleşmiş yargı kararları ile "bu davaların da dinlenebileceği kabul görmüştür. Tesbit davası bir hukuki ilişkinin tesbitine yönelik olup, hukuki ilişkiden amaç bir kişi ile diğer bir kişi veya eşya arasında somut bir olaydan kaynaklanan hukuki ilişkidir. Dolayısıyla tespit davasının işlevi bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespiti olup, bundan ileri gidemez. Ayrıca da eda hükmü verilemeyeceğinden somut olayda bedele yönelik davacı istemi yerinde olmayıp, bedel talebinin reddi sonucu bakımından doğru olduğundan davacının bu istem kalemine yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının muhtesatın tesbitine ilişkin karara yönelik temyiz itirazlarına gelince; tesbit davası eda davasının öncüsü niteliğinde olması nedeniyle hukuki ilişkinin belli edilmesi, hukuki ve bağlayıcı bir sonuç doğurması bakımından da açılabilir. Somut olayda taraflar arasında ortaklığın giderilmesi davasına konu taşınmaz üzerindeki muhtesatın tesbitinin istenmesinde davacının hukuki yararı bulunduğu da açıktır. Şu durumda tesbit istemi yönünden mahkemece yapılacak iş tarafların delillerini toplayarak varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibaret olup, dosya verilerine ve yukarıdaki ilkelere uygun düşmeyen gerekçelerle davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda 2 nolu bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davacının diğer temyiz itirazlarının yukarıda 1 nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 20.09.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy