(818 S. K. m. 41, 60)
Dava: Davacı Selahattin vekili tarafından, davalı Mustafa ve Ergün aleyhine 7.8.1997 gününde verilen dilekçe ile yaralama eylemi nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kabulüne dair verilen 20.12.2000 günlü kararın Yargıtayda duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 26.6.2001 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili ve asil Mustafa geldi, karşı taraftan davacı vekili gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava tedbirsizlik dikkatsizlik sonucu yaralama eylemi nedeniyle maddi tazminat isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ve karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu haksız eylem 14.11.1991 tarihinde gerçekleşmiştir. Davanın açılmış olduğu 7.8.1997 tarihinde BK. 60/2 maddesinde gösterilen uzamış (ceza) zamanaşımı süresi de dolmuştur. Bu durumda davalıların süresinde ve usulüne uygun itirazları dikkate alınarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmelidir. Mahkemece bu yön üzerinde durulmadan işin esası hakkında hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA; bozma nedenine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden davalılar yararına takdir edilen 97.500.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 26.06.2001 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY AÇIKLAMASI
Davacı 14.11.1991 tarihinde, silahla yaralanmıştır. Yaralanmanın yüzde, çenede ve göz bölgesinde bulunması itibariyle ağır sonuçlar doğurmuş ve tedavisi de uzun sürmüştür. Davacı önce Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinde, daha sonra Adli Tıp Kurumunda çeşitli tedavi ve tetkiklere tabi tutulmuştur. Adli Tıp Kurumu önce 20.1.1995 tarihinde muayene etmiş, bu muayenede çeşitli arazlar belirlemiştir. Daha sonra 24.6.1996 tarihinde 2. ihtisas kurulunca, 9 Eylül 1996 tarihinde de 3. ihtisas kurulunca hakkında raporlar düzenlenmiş ve sonuçta 2/3 oranında daimi iş gücünü kaybettiği belirtilmiştir. Bu rapor tarihi itibariyle davacı zararı tam olarak belirlenmiş ve davacının da bu tarihten itibaren zararı öğrendiği kabul edilmelidir. Zamanaşımı, haksız eylemin meydana geldiği tarihte başlasa da, eylem sonucu zararın oluşumunda gelişen bir durumun bulunması halinde gelişen durumun devamı süresince zamanaşımı işlemez. Davacının da yaralanma derecesi ve somut olaydaki gelişmeler itibariyle tam olarak zararını son rapor tarihi olan 9 Eylül 1996 da öğrenmiştir. Henüz bir yıllık süre geçmeden ve 7 Ağustos 1997 gününde eldeki bu dava açılmış olduğuna göre zamanaşımının geçtiğinden söz edilemez. Bu nedenle bozma kararına katılamıyorum. İşin esasının incelenmesi gerektiği düşüncesindeyim. 26.06.2001 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy