(1086 S. K. m. 9, 21) (743 S. K. m. 24/A)
Dava: Davacı Mehmet Yaşar vekili tarafından, davalı Metin aleyhine 10.1.2001 gününde verilen dilekçe ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; yetkisizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine dair verilen 14.3.2001 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, sözlü hakaret nedeniyle kişilik haklarına yapılan saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat davasına ilişkindir.
Davalı süresi içerisinde oturduğu ve olayın gerçekleştiği yerin Üsküdar olduğunu belirterek yetki itirazında bulunmuş ve mahkemece dava yetki yönünden reddedilmiştir.
Yukarıda da açıklandığı üzere dava yüze hakaret eylem ile kişilik haklarına yapılan saldırıdan kaynaklanmaktadır. Davalının oturduğu yer ile olayın gerçekleştiği yerin Üsküdar sınırları içerisinde kaldığı ve davacının ise davanın açıldığı Kadıköy sınırları içinde oturduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık; mevcut yasal düzenleme itibariyle yetkili mahkemenin belirlemesi noktasında toplanmaktadır. Genel kural HUMK. nun 9. maddesinde ifade edildiği üzere davanın davalının oturduğu yer mahkemesinde açılacağıdır. Ancak aynı yasanın 21. maddesi bu genel düzenlemeye yeni bir seçenek getirmek suretiyle haksız eylemden kaynaklanan davaların eylemin meydana geldiği yer mahkemesinde açılabileceğini öngörmüştür. Daha sonra ve Medeni Kanunun 3444 Sayılı Yasa ile değişik 24/a maddesinin 4. bendinde ifade edildiği üzere, kişilik hakları saldırıya uğrayan kimsenin kendi oturduğu yerde de dava açabileceği hükme bağlanmıştır. Böylece anılan madde ile HUMK. nun 9. maddesindeki genel kurala ve yine haksız eylemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm yeri ile ilgili bulunan ve yedek kural niteliğindeki aynı yasının 21. maddesine bir ayrıcalık getirilmiş bulunmaktadır.
Medeni Kanunun 3444 Sayılı Kanun ile değişik 24/a maddesinin 4. bendi ile getirilen bu yetki kuralı kişilik haklarına yapılan her türlü saldırı halinde uygulanması gereken genel bir hukuk normudur. Bu yetki kuralı sadece yayın yolu ile kişilik haklarına yapılan saldırıda değil başkaca ve herhangi bir durumda ve davaya konu olan edilen olay nedeni ile de uygulanabilir niteliktedir. Kaldı ki yayın yolu kişilik haklarına yapılan saldırıların sonucu davacının ikametgah yerinde de doğmuş olacağı için bu özel yetki kuralı olması bile davacının oturduğu yer mahkemesi HUMK. nun 21. maddesine göre zaten yetkili olacağından ayrı bir düzenleme gerekmemektedir. Bu nedenlerle Medeni Kanunu'nun 24/a maddesinin 4. bendinin kişilik haklarına yapılan saldırılarda uygulanması gereken genel bir kural olduğu kabul edilmelidir.
Şu durumda kişilik haklarının saldırıya uğraması durumunda zarar gören davayı kendisinin veya davalının oturduğu yer mahkemesinde veya haksız eylemin meydana geldiği yer mahkemesinde açabilir. Bu seçenekler herhangi birini kullanmak bu tür davalarda davacıya tanınmış bir haktır.
Somut olayda davacı bu seçimlik hakkını oturduğu yer mahkemesinde kullanmıştır. Bu hakkını kullanmanın yasal dayanağı yukarıda belirtilmiştir.
Bu bakımdan işin esasının incelenerek karar verilmek gerekirken yasa hükümlerine aykırı olarak yetkesizlik kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14.05.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy