(743 S. K. m. 4, 320)
Dava: Davacılar N. ve J. vekili avukat S. tarafından, davalılar F. ile A. aleyhine 12.11.1998 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem sonucu uğranılan zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalılardan F. hakkındaki dava ile N.'in tazminat isteminin reddine, davacı J.'nin isteminin kısmen kabulü ile 1 milyar lira manevi tazminatın davalılardan A.'dan alınmasına dair verilen 23.1.2001 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı küçüğün davacı küçüğe karşı gerçekleştirdiği haksız eylem sonucu uğranılan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Olay tarihinde 17 yaşında bulunan davalılardan A. davacılardan N.'e ait konutta, N.'in 15 yaşındaki kızı diğer davacı J.'nin rızası ile kızlığını bozup birden fazla cinsel ilişkide bulunmak, alıkoymak ve konut dokunulmazlığını bozmak suçlarından cezalandırılmış; davacılar bu olaydan dolayı manevi tazminat isteminde bulunmuşlardır. Yerel mahkemece, davalılardan F. hakkındaki davanın husumet yokluğundan, N.'in açtığı davanın kendisine karşı haksız eylemde bulunulmadığından reddine karar verilmiş, davacı J.'nin tazminat isteminde bir bölümüne hükmedilmiştir. Karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, dava dilekçesinde küçüğün haksız eyleminden aile başkanı olarak babası F.'un Medeni Yasanın 320 maddesi gereğince sorumlu tutulması isteminde bulunmuşlardır. Anılan yasa hükmün gereğince evin reisi, riyaset altında bulunan küçüğün verdiği zararlardan sorumludur. Aile reisinin bu sorumluluğu kusura dayanmayan sorumluluktur. Aile reisi, başkanlığı altında bulunan kişiye "mutad veçhile ve ahvalin muktezi bulunduğu dikkatle nezaret ettiğini" ispat ederse sorumluluktan kurtulabilir. Davalı F. bu şekilde bir kurtulup kanıtı getirmemiştir. Bu nedenule dava konusu zarardan davalı babanın da müteselsilen sorumlu tutulması gerekirken, dava gününde küçüğün 18 yaşını bitirdiğinden söz edilerek, ona yönelen davanın reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
3- Velayeti altında bulunan küçüğün rızası ile de olsa kızlığının bozulup ırzına geçilmiş olmasının, onun annesi olan davacı N.'in sosyal kişilik değerlerine saldırı oluşturduğundan, davacı anne yararına manevi tazminata karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, davalı küçüğün adı geçene yönelik haksız eylemi bulunmadığı gerekçesiyle isteminin reddedilmiş olması da doğru olmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.
4- Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranına, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nısfetle hüküm vereceği Medeni Kanunun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uyrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Davaya konu edilen işte, olayın gelişim biçimi ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacılardan J. yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2,3 ve 4) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle (BOZULMASINA) ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 11.10.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy