(2577 S. K. m. 2)
Dava: Davacı İsmet Caymaz vekili Avukat Azmi Yılmaz tarafından, davalı Kösreli Sulama Birliği Başkanlığı aleyhine 11/01/2000 gününde verilen dilekçe ile davalının hatalı sulama kanaları inşaatı nedeniyle meydana gelen su taşkınından dolayı uğranılan zararın tazmininin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 06/12/2000 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı, davalı Sulama Birliği'nin hatalı sulama kanalları inşaatı nedeniyle meydana gelen su taşkınından dolayı uğranılan zararının tazminini istemiştir. Yerel mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiş bu karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bakanlar Kurulu kararı ile kurulan sulama birlikleri, 6200 sayılı DSİ Umum Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanun, 1580 sayılı Belediyeler Kanunu 442. sayılı Köy Kanunu ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanununda yer alan hükümlerle yönetilmektedir. Sulama birliklerine ait tesislerin yapımı, bakım ve onarımları Devlet Su İşleri ekipmanlarınca yapılmakta ve masraflar DSİ Genel Müdürlüğü bütçesinden karşılanmaktadır. Birlik personelinin atanması ise, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 23 Haziran 1987 tarihli ve 19496 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan "İl Özel İdareleri ve Belediyelerin Kurdukları Birlikler ve Bunlara Bağlı Döner Sermayeli Müessese ve İşletmelerde İlk Defa Memuriyete Atanacaklara Ait Sınav Yönetmeliğinde" belirtilen esaslara göre yapılmaktadır. Bu nedenlerle davalı sulama birliği kamu kurumu niteliğindedir.
Öte yandan kamu kurumu tarafından kuruluş yasaları uyarınca tesislerin yapımı, bakımı ve kullanım yükümlülüğü yasalardan kaynaklandığı için, böyle bir kamu tesisinin gerek yapılması, gerekse kullanılması veya korunmasındaki kusurdan doğan zararlar, idari karar ve eylemlerden doğan zararlar niteliğinde bulunmaktadır. Bu zararların ödetilmesi istekleri de 11/02/1959 gün ve 17/15 Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da açıklandığı üzere tam yargı davasının konusunu oluşturduğundan bu tür davaların 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi hükmüne göre idari yargı yerinde bakılması gerekir.
Yerel mahkemece; anılan yönler gözetilmeden dava dilekçesinin yargı yolu yönünden reddi yerine işin esasının incelenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 16/10/2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy