(818 S. K. m. 18, 19) (4721 S. K. m. 2)
Dava: Davacı Yaşar vekili Av tarafından, davalılar Hüseyin ve Vahit aleyhine 21/11/1997 gününde verilen dilekçe ile muvazaa nedeniyle satış iptalinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 01.06.2000 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hüseyin vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Davacı, davalı Vahit taşınmazı üzerine yaptığı binanın bir dairesinde anılan davalı ile yaptığı sözleşme gereğince bedelsiz olarak ve Vahit Almanya'dan dönünceye kadar oturacağını, ancak davalı Vahit kendisini taşınmazdan tahliye etmek için tahliye davası, kira sözleşmesinin iptali davası, ecrimisil istemi ile davalar açıp uğraştığını bu gerçekleşmeyince de taşınmazı muvazaalı olarak diğer davalı Hüseyin satarak amacına ulaşmaya çalıştığını, muvazaalı satış nedeniyle tapunun iptali ile Vahit adına tescilini istemiş, yerel mahkemece istem gibi karar verilmiştir.
Davacı davayı açarken davalı Vahit ile yaptığı kira sözleşmesine dayanmıştır. Taraflar arasında kira sözleşmesinin bulunduğu ve kullanmanın Vahit Almanya'dan dönüşü koşuluna bağlandığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Böyle bir sözleşmeye rağmen mal sahibi Vahit taşınmazı diğer davalı Hüseyin devretmiştir. Satın alan davalı Hüseyin davacı aleyhine tahliye davası açması ve davacının tahliye edilmesi halinde davacı, Vahit sözleşmeye aykırı davrandığından dolayı tazminat davası açabilecektir. Davanın sözleşmeden kaynaklanan kişisel hakkına dayanarak davalı Vahit mülkiyet hakkını kısıtlaması, engellemesi düşünülemez. Aksinin kabulü mülkiyet hakkının niteliğine ters düşer. Malik malını bağımsız olarak tasarruf hakkına sahiptir. Davacının kişisel hakkı taşınmazın tasarruf edilmesini sınırlandıramaz. Yerel mahkemece, davanın reddi gerekirken kabul yönünde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin harcın istek halinde geri verilmesine 19.04.2001 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava muvazaaya (BK. M.18) dayalı iptal davasıdır. Kural olarak üçüncü kişiler (olayımızda davacı) muvazaa nedeniyle hakları halele uğratıldığı takdirde tek taraflı veya çok taraflı hukuki muamelelerin geçersizliğini ileri sürebilirler. Çünkü muvazaalı bir hukuki muamele ile üçüncü kişinin ızrar edilmesi ona karşı işlenmiş bir haksız eylem niteliğindedir. Ancak; üçüncü kişilerin muvazaalı muamele (danışıklı işlem) ile hakkının halele uğradığının benimsenebilmesi için, onun muvazaalı muamelede bulunandan bir alacağının bulunması ve bu alacağının ödenmesini önlemek amacıyla muvazaalı muamele yapılması gerekir.
Somut olayda, davacı ile davalılardan Vahit arasında, dava konusu edilen bağımsız bölüm hakkında, davalının Almanya'dan dönüşüne kadar davacının dairede oturacağına dair akit vardır. Davalı, davacıyı bu daireden çıkarmak için çeşitli hukuki yolları denemiş, başarılı olamayınca iptali istenilen satış işlemin yapmıştır. Davalılar arasında yapılmış olan satış işleminin muvazaalı olduğu konusunda yerel mahkeme ile dairemiz arasında görüş birliği vardır. Yerel mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş iken dairemizce yukarda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi önerilerek karar bozulmuştur. Dairemiz kararında yazıldığı gibi mülkiyet hakkı kişisel hak karşılaşmasında, mülkiyet hakkına üstünlük tanınabilmesi için mülkiyet hakkının devri ile ilgili anlaşmanın gerçek bir anlaşma olması gerekir. Yukarda da yazıldığı gibi davalıların yaptığı akit muvazaalı olduğu için baştan itibaren yok hükmündedir. Davalı Vahit diğer yollarda denediği, davacıyı taşınmazdan çıkarma isteğini, bir kez de muvazaalı satış yoluyla denemek istemiştir. Diğer davalının da bu satış işleminin sakatlığına iştirak ettiği tartışmasız bulunduğuna göre, mülkiyet hakkının devrine itibar edilemez. Bu nedenle mahkeme kararının onanması gerekirken kararda yazılı gerekçe ile bozulmuş olmasını uygun bulmadığımdan, bozma kararına katılamıyorum.
KARŞI OY
Dosya içeriğine göre davacı, müteahhit sıfatıyla davalılardan Vahit bir apartman inşa etmiş ve bitiminde de bu aparmanın 5 nolu dairesinde, davalının Almanya'dan kesin dönüş yaparak daireye ihtiyacı olduğunda boşaltmak koşuluyla bedelsiz alarak oturması hususunda anlaşmışlardır. 1.2.1985 tarihinde sözleşme yapılmış davacı 1989 yılından itibaren burada oturmaya başlamıştır. Davalı Vahit kira bedelinin tahsili için takibi yapmış, davacının itirazı üzerine açtığı sözleşmenin iptali davası reddedilmiştir. Bunun üzerine davalı sözleşmenin feshi için dava açmış bu davası da reddolunmuştur. Davacı hakkındaki fuzuli işgal nedeniyle açılan dava, temerrüt nedeniyle yapılan icra takibi de davacı lehine sonuçlanmış ve kararlar kesinleşmiştir.
Davacının tahliyesini sağlayamayan davalı Vahit, bu kez yedi milyar lira değerinde olan daireyi dörtyüz milyon liraya baldızının damadına satmıştır. Daireyi satın alan diğer davalı Hüseyin evin boşaltılmasını istemiş, davacı tarafından da satışın danışıklı olduğu iddiasıyla temyiz incelemesine konu olan bu dava açılmıştır. Tüm kanıtlar birlikte değerlendirildiğinde davalılar arasındaki satış sözleşmesi danışıklı olup geçersizdir. Satış sözleşmesi geçersiz olduğuna göre, davalıların bu sözleşmeye dayanması ve davalı Hüseyin mülkiyet hakkını ileri sürmesi olanaksızdır ve geçersiz sözleşmeye dayalı mülkiyet hakkına üstünlük tanınamaz. Bu nedenle, davacının sözleşmeye dayalı hakkının, davalının mülkiyet hakkına kısıtlayamayacağı, malikin serbestçe tasarruf etme hakkı olduğu ve davanın reddi gerektiğine ilişkin çoğunluk görüşüne katılamıyorum.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy