(818 S. K. m. 47)
Davacılar A. Taşacak ve diğerleri vekili Avukat C. Çiftçi tarafından, davalılar H. Bilge ve diğerleri aleyhine 22.3.1996 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödettirilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı A. Peksöz'e yönelik davanın kısmen kabulüne dair verilen 2.4.2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar ve davalılardan A. Peksöz vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Tarafların diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, trafik kazası nedeniyle uğranılan zararın ödettirilmesi istemine ilişkindir. Yerel Mahkemece davalı sürücü A. Peksöz yönünden istem kısmen kabul edilmiş, karar davalı A. Peksöz ile davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar davalı A. Peksöz'ün kullandığı, kayden davalı Mengenler Finansal Kiralama şirketi adına kayıtlı diğer davalı H. Bilge'nin işleteni olduğu aracın desteklerine ait araca çarpması sonucu destekler S. ve E. Taşacağın ölümü, davacı S. Taşacak'ın yaralanması nedeniyle uğradıkları zararın ödettirilmesini istemişlerdir. Mahkeme davayı davalı Finansal Kiralama şirketinin uzun süreli olarak aracı üçüncü kişiye kiralamış olması, davalı H. Bilge ile illiyet ilişkisi ispatlanmadığından husumetten reddetmiş. davalı sürücü yönünden istem kısmen kabul edilmiştir.
Davalı A. Peksöz Ceza Mahkemesinde, davalı H. Bilge'nin temsilcisi ve en büyük hissedarı olduğu B. Tuğla Fabrikasında şoför olarak çalıştığını belirttiği gibi eldeki dosyada da davalı Hasan Bilge'nin şoförü olarak kamyonu kullandığını dolayısıyla aralarında hizmet sözleşmesi olduğunu savunduğuna göre tarafların bu konudaki kanıdan toplanmadan eksik inceleme ile husumetten ret kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
3- Davacıların temyiz itirazları yönünden Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz Önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutan adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sının onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olan olayda olayın oluş biçimi, davacıların birden fazla desteklerinin ölümü, miktarın ılımlı oluşu ve yukarıdaki ilkeler birlikte değerlendirildiğinde, davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte gösterilen nedenle davacılar ve davalı A. Peksöz yararına, (3) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacılar yararına BOZULMASINA, tarafların diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harçların istekleri halinde temyiz edenlere geri verilmesine 8.11.2001 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
KISMİ KARŞI OY YAZISI
Karayolları Trafik Kanunu'nun belirlemesine göre trafik kazalarından doğan tazminat isteklerinde sorumlular sürücü ile araç işletenidir. Çok istisnai olayların dışında istihdam sorumluluğu söz konusu olamaz. Keza, bir şirketin ortağı ve şirketin temsilcisi olmak da şirketin sorumlu olduğu durumlarda doğrudan doğruya ortak ve temsilciyi sorumlu yapmaz. Bu gerekçe ile, yerel mahkemenin davalı H. Bilge ile ilgili ret kararının doğru olduğunu düşündüğümden bozma kararının bu bölümüne katılamıyorum. 8/11/2001
Full & Egal Universal Law Academy