(3533 S. K. m. 2, 4, 6)
Davacı Türk Telekom AŞ. vekili Avukat F. Doğanay tarafından, davalı Kullar Belediye Başkanlığı aleyhine 15/11/1999 gününde verilen dilekçe ile telefon hattına verilen zarar nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; miktar itibarıyla Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine dair verilen 24/10/2000 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava haksız eylem nedeniyle maddi tazminat isteğine ilişkindir. Mahkemece miktar itibarıyla Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmiş ve karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 3533 sayılı yasaya dayanılarak hakem sıfatıyla açılmış olup davaya bu sıfatla bakılması halinde miktar yönünden Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilemez. Ancak ne var ki davacı Türk Telekom AŞ.'nin sermayesinin lamamı devlete ait olmadığından 3533 sayılı yasa kapsamında sayılan kurumlar içinde yer almaz. Bu bakımdan aynı yasada öngörüldüğü biçimde davaya zorunlu hakem sıfatıyla bakılamaz. Bu nedenle mahkeme kararı doğru değildir. Ancak dava konusu edilen miktar gözetildiğinde Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin karar yerindedir. Davaya hakem sıfatıyla bakılmış olması doğru değilse de bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK' nun 438. maddesine göre kararın gerekçesi bu şekilde değiştirilerek onanması uygun görülmüştür.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan şekilde gerekçe değiştirilerek ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 1.11.2001 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
KARŞI OY AÇIKLAMASI
Dava hakemde açılmış, hakem sıfatıyla karar verilmiş, temyiz üzerine dairemizce yukarıdaki gibi karar verilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğünden 10 yıl kadar sonra kabul edilen 3533 Sayılı Kanunla (Umumi Mülhak ve Hususi Bütçelerle İdare Edilen Daireler ve Belediyelerle Sermayesinin Tamamı Devlete veya Belediye veya Hususi idarelere Ait Daire ve Müesseseler Arasındaki ihtilafların Tahkim Yoluyla Halli Hakkında Kanun ("Mecburi Tahkim Usulü" getirilmiş, kamu kuruluşları arasındaki uyuşmazlıkların ortadan kaldırılması adli yargının görev alanından çıkarılarak bu kanunda belirlenen hakemlere verilmiştir. Kanun'un 2. maddesinde belirlediği kamu kuruluşları arasındaki uyuşmazlıklarda hakemin bir bakan olacağı belirlenmiş iken, 4. maddesindeki uyuşmazlıklarda o yerin en kıdemli hukuk hakiminin hakemlik görevini yapacağı kararlaştırılmış bulunmaktadır. Aynı Kanun'un 6. maddesine göre hakemlerce verilen kararlar kesin olup bu kararlar için hiçbir makam ve mercie başvurulamaz. Ancak kararı uygun bulmayan taraf hakeme itiraz edebilir. Bu düzenlemede hakemin hakim olması kanun koyucunun bir tercihi olup verilen kararların kesinliği ve niteliği bakımından önemli değildir. Başka bir deyişle bu yargı yerini (Mecburi Hakem) yargının bir şubesi olarak değerlendirmek mümkün değildir. Aksi halde 2. maddedeki bakanın hakem olarak baktığı işlerle ilgili kararlar kesin olduğu halde 4. maddedeki hakemin hakim olduğu işlerin kesin olmadığı gibi farklılık yaratılmış olur ki, bu şekilde ikilik yaratmak Kanun'un düzenleme amacına ters düşer.
Tüm mahkemelerin bu arada doğal olarak Yargıtay'ın da görevi kanunla belirlenmiştir. Yargıtay'ın görevleri adli yargıdaki ilk derece mahkemelerinin görevlerine giren işlerde verdikleri kararları temyiz mercii olarak incelemek, istisnai hallerde de ilk derece mahkemesi görevini yapmaktır. Yargıtay'ın görevini belirleyen düzenlemede 3533 sayılı Yasa gereği hakemlerce verilen kararların üst mahkeme olarak Yargıtay'ca inceleneceğine dair hüküm bulunmadığı gibi, özel yasada da Yargıtay'a bir görev verilmemiş, aksine hakem kararları aleyhine hiçbir yere başvurulamayacağı belirlenmiş bulunmaktadır. Bu kurallara rağmen temyiz incelemesi yapılabilmesinin gerekçesi kararın hakim tarafından verilmiş olması ise, hakimlerce verilen her kararın temyiz edilebileceği sonucuna varılır ki o takdirde ilçe seçim kurulu başkanı olan hakimin, seçimle ilgili verdiği kararın da, sırf hakim tarafından verilmiş olması nedeniyle temyiz edilebileceği sonucuna varılır ki bu sonuç mevzuata ve tatbikata aykırı olur.
Özel kanununda da belirtildiği üzere 3533 sayılı Kanun gereğince hakem tarafından verilen kararlar aleyhine hiçbir mercie başvurulamayacağı belirlenmiş olan işte Yargıtay'ın her ne suretle olursa olsun inceleme yetkisi yoktur. Bu nedenle işin dairemizce incelenmiş olmasını uygun bulmadığımdan karara katılamıyorum. 1/11/2001
Full & Egal Universal Law Academy