(818 S. K. m. 41, 44)
Dava: Davacı Abdülkadir Çelik vekili Avukat Şenol Caner tarafından, davalı Ahmet Çetinsaya aleyhine 11.2.2000 gününde verilen dilekçe ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; 200.000.000 lira manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline dair verilen 19.4.2001 günlü kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne ve miktarı itibariyle duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız eylem nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Davacı Kanal 6 logolu TV kanalında 16.1.2000 tarihinde yayınlanan programda davalı ile Sepetçiler Kasrının Eminönü Hizmet Vakfına devri, restorasyonu ve usulsüz inşaat yapılması ile ilgili olarak yapılan söyleşide kişilik haklarına yönelen saldırılarda bulunulduğu belirtilerek manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalı program sırasında asıl hakarete uğrayanın kendisi olduğunu, davacının tutumunun dava konusu konuşmalara neden olduğundan davanın reddini savunmuş, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dava konusu bant çözümü incelendiğinde yayının konusunun Sepetçiler Kasrının restorasyonu olup programa konu ile ilgili olan İstanbul 1 nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Başkanı, eski Eminönü Belediye Başkanı olan davalı ve Sepetçiler Kasrının önceki restorasyonunda katkıları olan Gazeteciler Cemiyeti eski başkanı konuk olarak katılmışlardır. Kasrın Topkapı Sarayı'nın bir parçası ve sahil köşklerinden biri olması ve sit alanı olan yerde bulunması nedeniyle her türlü yapım ve inşaat faaliyetinin izne tabi olduğunun Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Başkanı tarafından açıklanması üzerine davacının davalıya restorasyon projesinin varlığı ile ilgili soru yöneltilmesinden sonra davalının açıklama yapmaya başlaması nedeniyle davacı sürekli davalının sözünü keserek yersiz ikazlarla gerginlik yaratıcı bir tutum izlemiştir. Davacı konuşmanın başlangıcı ve ilerleyen aşamalarında bir insanın bu kadar kanunsuzluk yaptıktan sonra rahat olamayacağını, bunun pişkinlik olduğunu, davalının demagoji yaptığını, önceki yıllardaki dostluklarının davalının rotasının yolsuzluğa ve namussuzluğa sapması nedeniyle bittiğini davalının yalan söylemekten dilinin damağının kuruduğunu, ufak ve cahil adam olduğunu, sana bir şeyler geçecek gibi sözlerle yayıncılık ilkeleri ile bağdaşmayan ve kamu hizmeti anlayışı ile yapılan yayında kamu yararı gözetilmeden kişisel ilişkilerini gündeme getirici sözler söyleyerek davalının cevap olarak davaya konu olan sözleri söylemesine neden olmuştur.
Borçlar Kanununun 44. maddesinde davacının ortak kusurlu davranışının tazminata etkisi kabul edilmiştir. Zarar görenin zarardan kaçınma görevini yerine getirmemesi ile ortaya çıkan davranışının, objektif ölçülerle kusur sayılıp sayılmayacağı ve kusurun zararın meydana gelmesindeki payının değerlendirilmesinin yapılması gerekir. Maddenin gerçek amacı ortak kusur halinde zararın bu kusura isabet eden payının indirilmesi olduğu, zarardan tamamen vazgeçilmesinin ise istisnai bir durum olduğu kabul edilmelidir. İşte maddenin belirlenen bu amacına göre bir değerlendirme yapılırken, zarar verenin ve zarar görenin olay içindeki ortak kusurlu davranışının nedeni, çeşidi ve zararlı sonuç ile birbirlerinin kusurlarına etki dereceleri gözönünde bulundurulmalıdır. Bu şekilde yapılacak bir değerlendirme sonucu, olayda ortak kusurun etki ağırlığı o derece olmalıdır ki, zarar verinin hukuka aykırı davranışını (illiyet bağını) tamamen kesmemekle beraber ikinci plana itsin ve istisnai amaç yani tazminat hükmünden tamamen sarfınazar edilmesi hak ve adalete uygun hale gelsin.
Dava konusu yayın açıklanan bu yasal düzenleme ışığında değerlendirildiğinde, davacının kamu yararı gözetilerek yapılması gereken yayında yersiz ve haksız müdahaleleri yayın ilkelerine aykırı söylem ve nitelemeleri ve tartışma ortamını gerginleştiren tutumu ile dava konusu sözlerin ve davranışların muhatabı olduğu, anılan yayındaki tarzının yayını takip eden günlerde tüm yazılı ve görsel yayın organlarında eleştirildiği yayının yapıldığı TV kanalının belirli süre kapatıldığı, davacının Gazeteciler Cemiyetindeki üyeliğine son verildiği gözetildiğinde Borçlar Kanunu'nun 44/2 madde ve fıkrası gereğince tazminat isteminin tamamen ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken yerel mahkemece kısmen kabul yönünde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 22.11.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy