(818 S. K. m. 41, 47)
Dava: Davacı M. Işın vekili Avukat S. Erkan tarafından, davalılar Kemal Balıkçılık İhr. Ltd. Şti. ve Ö. Çiloğulları aleyhine 25/4/1997 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 22/2/2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalılardan Kemal Balıkçılık İhr. Ltd. Şti. vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi taraflarından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili dilekçesinde, davalı şirkete ait ve diğer davalının kullandığı aracın davacıya ve davacının hayvanlarına çarpması sonucu davacının maruz kaldığı zararın tazmini ile manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Yerel mahkemenin istemin kısmen kabulüne dair kararı davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;
a) Davacı geçici işgöremezlik nedeniyle üç aylık maddi tazminat isteminde bulunmuştur. Davacının bir süre çalışamadığı tanık beyanları ve davacıya ait rapordan anlaşılmıştır. Olay tarihinde davacı çobanlık yaptığına göre, bilirkişinin bir geliri yoktur görüşü esas alınarak bu konudaki isteğin reddi doğru değildir. Davacının çobanlık geliri esas alınarak zarar hesabı yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
b) Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutan adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sının onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay içtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olan olayda, kusur durumuna ve davacının yaralanmasına göre hükmedilen manevi tazminat çok azdır. Yukarıda açıklanan ilkeler ve olayın özellikleri gözetilerek daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (2/a-b) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının ilk bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 20.11.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy