(818 S. K. m. 49) (743 S. K. m. 4, 24/A)
Dava: Davacı ... Üniversitesi Rektörlüğü vekili tarafından, davalı ... Yay. AŞ ve diğerleri aleyhine 13.1.1999 gününde verilen dilekçe ile yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle 200.000.000.000 lira manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; 10.000.000.000 lira manevi tazminatın tahsiline dair verilen 28.5.2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve davalılar vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının temyiz itirazlarına gelince; Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nısfetle hüküm vereceği Medeni Kanunun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Davaya konu olan yazıda davacı üniversitenin ülke ve yüksek öğretim camiasındaki yeri ve önemi, dava konusu köşe yazılarında kullanılan sözlerin ağırlığı ile yukarıdaki ilkeler karşısında mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminat verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Ayrıca hükmedilen tazminata hangi tarihten itibaren faiz yürütüleceğinin kararda gösterilmemiş olması da bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte açıklanan nedenle davacı yararına BOZULMASINA, davalıların temyiz itirazlarının ise (1) sayılı bentte açıklanan nedenlerle reddine ve temyiz eden davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 04.10.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY
Davacı Üniversite, yapılan yayınla kişilik haklarının saldırıya uğradığı gerekçesi ile 200 milyar lira manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece verilen ilk kararda, 100 milyar lira tazminata hükmedilmiş, davalıların temyizi üzerine, davaya konu edilen yayının, davacı üniversite de dahil olmak üzere, üniversite rektörlerinin konuşmalarına cevap niteliğini taşıması ve kullanılan sözlerde gözetildiğinde hüküm altına alınan tazminatın fazla olduğu daha alt düzeyde tazminata hükmedilmek üzere karar bozulmuştur. Mahkemece uyulan bozma ilamı üzerine 10 milyar lira tazminata karar verilmiştir.
Tarafların temyizi üzerine, bu kez de tazminatın az olduğu gerekçesi ile karar yeniden bozulmuştur. Bu bozma gerekçesine katılamıyorum. Şöyle ki;
Yazılı Hukukumuzda, manevi tazminat miktarını belirleyen bir tek yasa maddesi vardır. O da RTÜK'ün 28. maddesidir. Bu maddede, saldırı halinde tazminatın 100 milyon liradan az almayacağı düzenleme altına alınmıştır. Manevi tazminat için böyle bir miktar belirlemenin hukuka aykırı olduğunu çeşitli yazılarımda belirttim.
Nedeni şudur; manevi tazminatta bir zarardır. Bir zarar olduğuna göre, bunun alt sınırıda olsa miktarının önceden yasalarla belirlenmesi, tazminat hukukunun genel ilkelerine aykırıdır. İşte bunu göz önünde tutan yasa koyucuda, manevi tazminat için temel bir kural olan BK.nun 49. maddesinde, böyle bir belirlemeye gitmemiştir. Sadece, manevi tazminat miktarının tespitinde göz önünde tutulması gereken ölçütleri belirtmiştir. Bu ölçütler, yanların sıfatları, bulundukları konum ve unvanları ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarıdır. Madde de sorumluluk hukukunun temelini teşkil eden kusurdan söz edilmemiş olması, bu ölçütün gözetilemeyeceği anlamına gelmez. İşte bu noktada, kişilik hakları yayın yoluyla saldırıya uğrayan tüzel veya gerçek kişinin bölüşük kusuru, olaydaki konumu da miktarın belirlenmesinde önem taşımaktadır. Çok daha önemli olan diğer bir ölçütte, saldırıyı oluşturan yayının içeriğidir. Yayınla, yapılan saldırı çok ağır, ağır ve hafif olabilir. Bu da tazminat miktarını önemli ölçüde etkiler.
Davaya konu edilen yayına gelince, yayının, üniversitelerin açılısı sırasında üniversite rektörlerinin yaptığı konuşmalar nedeniyle kaleme alındığı ve cevap niteliği taşıdığı konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davaya konu edilen ilkyazı, 19.9.1998 tarihli olup, Sıddık Sami Onardan Alemdaroğluna başlığını taşımaktadır.
İçeriğinde, üniversite rektörünün yaptığı bir konuşmada, ülkeyi kurtarmak için şahlanacaktır biçimindeki sözlerine karşı yazıda, rektörün bununla 28 Nisan 1960 olaylarını kastettiği, o olaylarda öğrenciler bazı hocaların tahrikine kapılıp ayaklandıkları belirtilir. Devamla, 1960 ihtilalinden sonra siyasilerin idam edilmesinde (ki bunu cinayet olarak nitelendirmiş) üniversitenin payı bulunduğu belirtilmiştir.
Davaya konu edilen yazı bütünü ile okunduğunda, 1960 yılında üniversite öğrencilerinin ayaklanmasına neden teşkil eden olayların dedikoduya dayandığı, gerçeği yansıtmadığı, işte bundan dolayı da öğrencilerin yalan haberler üretilerek ayaklandırılıp, ihtilale ve devamla idamlara zemin hazırlandığı ifade edilerek, üniversite rektörünün konuşması ile şahlanıştan söz ederek geçmişi yenilemek istediği ima edilmiştir. Yazıyı yazan davalının, 1960 ihtilali sonrasındaki idamları, cinayet olarak nitelendirmesi siyasi düşünce ve tercihini bu yönde kullanmasının bir sonucudur. Bununla Üniversitenin cinayet işlediğini amaçladığı söylenemez.
Diğer yazı ise Laik Eğitim ve Haçlı Ordusu başlığını taşımaktadır. İçeriğinde ise, eğitimin durumu açıklanmış ve profesörler üzerindeki cübbeyi papaz cübbesi olarak nitelendirmiş ve şunu sormuştur üniversite öğretim üyelerinin bu tür giyinişi doğru da kız öğrencilerin başını kapatması neden yanlış olsun diye siyasi değerlendirmeler yapmıştır.
İşte davaya konu edilen yazıların bu içeriği, BK.nun 49. maddesindeki diğer ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde, yazıda, köşe yazarının siyasi düşüncesini ortaya koyduğu, ancak geçmişteki olaylarla bağlantı kurarak, üniversitedeki olaylardan sonra gelen idamların cinayet oldukları, öğretim üyelerinin papaz cübbesine benzer cübbe giydikleri, başkasına ise farklı bir kıyafete izin vermedikleri gibi, siyasi kimliği ve konumu itibariyle, siyasi içerikli değerlendirmeler yapmıştır. Bu sözlerin ve nitelendirmelerin, söyleniş biçimi ve nedeni gözetildiğinde çok ağır veya ağır bir saldırıdan söz edilemez.
Mahkemece bozma kapsamı ve sözlerin içeriği de gözetilerek buna göre miktar takdir edilmiştir. Bu miktar yanların konumuna, yazının yazılma nedenine ve içeriğine 1998 yılının ekonomik koşullarına uygundur. Bu bakımdan kararın onanması gerektiği düşüncesindeyim.
KARŞI OY
Davacı İ.Ü.Rektörlüğü tarafından, davalılar ... Yayıncılık Ltd. Şti. ve arkadaşları aleyhine yayın yoluyla kişilik haklarına saldırıda bulunulduğundan bahisle 200.000.000.000 TL. manevi tazminat ödetilmesi isteğiyle dava açılmış, mahkemece ilk kararda 100.000.000.000 TL. manevi tazminata hükmedilmiş, davalıların temyizi üzerine dairemizin 19.12.2000 günlü kararı ile hükmedilen tazminatın fazla olduğu, daha alt düzeyde tazminata hükmedilmek üzere karar bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak 10.000.000.000 TL. tazminata karar verilmiştir. Davaya konu edilen yayında kullanılan ifadelere, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına ve dosya içeriğine göre mahkemenin hükmettiği tazminat miktarının uygun olduğu kanaatiyle kararın onanması gerektiği düşüncesindeyim.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy