(818 S. K. m. 49)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 4.2.2000 gününde verilen dilekçe ile davalının yazdığı yazıdaki ithamlar nedeniyle hakkında soruşturma açıldığı ve hakaret ettiği iddiasına dayalı 10 milyar lira manevi tazminat zimmet nedeni ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 9.11.2000 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 24.4.2001 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı adına ile karşı taraftan davalı adına geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Davacı, davalının Adalet Bakanlığına yazdığı yazıdaki ifadelerle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Mahkemece istem reddedilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine göre, vali olan davalının Adalet Bakanlığına yazdığı 19.10.1999 tarihli yazıda, Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu üyesi olan davacının, illegal sol görüş sempatizanı olarak tanındığı, yasa dışı örgüt mensubu ve sempatizan olan kişilerin rapor ve tahkikatlarında lehlerine hareket ettiği, polis aleyhine tutum ve davranışlarda bulunduğu, sanıkların kati raporlarında polisi suçlu çıkarmak için aşırı çaba sarf ettiği, bunun son örneğinin sözde gözaltına alındığı İstanbul Emniyet Müdürlüğünde işkence sonucu öldüğü öne sürülen S.....Y.... ile ilgili hazırlanan raporda görüldüğü, objektifliği konusunda kuvvetli şüpheler bulunan davacının görev aldığı kurulda adaletin sağlıklı işlemesi için yapılan işlemlerde sık sık problemlerle karşılaşıldığı yazılarak adı geçenin başka bir görevde değerlendirilmesinin uygun olacağı bildirilmiştir.
Bu yazı üzerine Adalet Bakanlığı durumu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına bildirmiştir. Davacı hakkında görevde yetkiyi kötüye kullanmak suçundan yapılan soruşturmada, yazıda adı geçen S... A... hakkında düzenlenen raporun raportörlüğünü bir başka üyenin yaptığı, davacının kurula üye olarak katıldığı ve ölüm nedeni hakkında oybirliği ile görüş bildirdikleri, yüklenen eylemle ilgili yeterli ve inandırıcı kanıt bulunmadığı gerekçesiyle Fatih Cumhuriyet Başsavcılığınca takipsizlik kararı verilmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan, dava konusu yazının dayanağı olan ve emniyet müdürlüğüne ait olduğu belirtilen imzasız ve başlıksız yazıda, davacının yasa dışı örgüt sempatizanı olduğu, polisi suçlamak için aşın çaba sarf ettiği, en son örneğinin S.... Y..... ile ilgili raporda görüldüğü, bir öğretim üyesinin uluslararası bir sempozyumda yaptığı bölücü içerikli konuşması ile ilgili rektörlük tarafından açılan soruşturmada, bu kişi lehine oy kullandığı şeklinde bilgiler elde edildiği belirtilmiş, bir belge sunulmamıştır. İstanbul Emniyet Müdürlüğünün 15.6.2000 tarihli yazı ve eklerine göre, 18.12.1980 günü fakülte kütüphanesinde, davacının bulunmadığı bir sırada yapılan aramada, kütüphanedeki davacıya ait çantada, hakkında toplatma karan bulunmayan Bolşevik Partisi Tarihi isimli kitap bulunmuştur. Davacının, bazı yayın organlarında yayınlanmış yazılarından da söz edilmiş ise de, bu yazılardan dolayı açılmış bir soruşturma veya verilmiş bir mahkumiyet kararı sunulmamıştır.
Yerel mahkemece, davalı tarafından yazılan yazının, Emniyet Müdürlüğünün yaptığı başvurunun Adalet Bakanlığına iletilmesi niteliğinde olduğu, davalının hırs, kin ve garezle hareket ettiğine dair kanıt bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, dava konusu yazıdaki ifadeler somut kanıtlara dayandırılmamış, soyut iddialardan ibarettir. Davacı 2547 ve 2659 sayılı Yasalara bağlı olarak görev yapmakta olup anılan yasalarda açıklanan atama ve soruşturma usulüne tabidir. Gerekli araştırma ve soruşturmayı yaptırmadan, yeterli kanıt olmadan, davacı hakkında yukarıda özetlendiği biçimde yazı yazan davalının kişisel kusuru bulunmaktadır. Bu nedenle takdir edilecek uygun bir tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA ve davacı yararına takdir edilen 65.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine ve davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 24.04.2001 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Yerel mahkemenin karar gerekçesinde yazdığı gibi, tarafların şahsen münasebetleri bulunmadığından kin, garez gibi şahsi kusur olarak değerlendirilebilecek bir sebep yoktur. Davalının kendisine gelmiş olan bilgi notunu davacının bağlı olduğu bakanlığa bildirmekten ibaret olan davranışında takdirin hiç gerekmediği halde böyle kullanılmış olması, kullanış biçiminde aşırılık gibi şahsi kusur olarak değerlendirilebilecek durumda olmadığından yerel mahkemenin davayı reddetmesi doğru olmuştur. Bu nedenle bozma kararına katılamıyoruz. 24.04.2001 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy