(818 S. K. m. 41, 53)
Dava: Davacı Orman Genel Müdürlüğü vekili Avukat M. Bakırtaş tarafından, davalı H. Arı ve diğerleri aleyhine 9.6.1998 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.3.2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalılardan E. ve İ. Kurşun'un temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalı H. Arı'nın temyizine gelince; dava orman yangını nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Dosya içeriğinden, küçük E. Kurşun'un İlçe merkezinde babası İ. Kurşun ile oturduğu, okuldaki yaz tatili nedeniyle dedesi H. Arı'nın oturduğu köye geldiği, ailesinin ilçede kaldığı, köyde kuzu otlatırken yangına sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır. E. Kurşun'un yangına sebebiyet vermesi nedeniyle haksız eylem faili olarak, İ. Kurşun'un ise çocuğuna yangın konusunda gerekli eğitimi vermediği için aile reisi olarak sorumlu tutulmalarında hukuka aykırı bir yön yoktur.
Mahkemece, H. Arı'nın torununa bakıp gözetmede ihmali bulunduğu belirtilerek sorumluluğuna karar verilmiştir. Oysa, aynı gerekçeyle H. Arı hakkında açılan kamu davasında, ceza mahkemesince suçun unsurları bulunmadığı nedeniyle beraat kararı verildiği ve kararın onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Dosyadaki bilgi, belge ve açıklamalar ele alınıp değerlendirildiğinde, adı geçen davalının kusurlu bir eylemi bulunmadığı gibi ileri sürülen olumsuz eylemi ile zarar arasında uygun illiyet bağı da bulunmadığı görülmektedir. H. Ari'nin aile reisi olarak kusursuz sorumluluğu ise, olayda aile reisinin baba olması ve iki aile reisi bulunmasının doğa, mantık ve hukuk kurallarına aykırı bulunması karşısında olanaklı değildir. Bu itibarla davalı H. Arı hakkındaki davanın reddedilmesi gerekirken yerel mahkemece sorumluluğuna karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (2) sayılı bentle açıklanan nedenle davalı H. Arı yararına BOZULMASINA, öteki davalıların temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddiyle davalılar E. ve İ. Kurşun hakkındaki karar bölümünün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının H. Arı dışındaki davalılara yükletilmesine, peşin alınan harcın bundan mahsubuna 28.1.2002 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Orman yangınına neden olan E. Kurşun, 1987 doğumlu olup olay tarihinde 10 yaşındadır. Okulu ders yılı sonunda kapanınca, genellikle olduğu gibi, Silifke merkezindeki evlerinden dedesi H. Arı'nın bulunduğu Gümüşlü köyüne tatil süresinde kalmak üzere gitmiştir.
Okul tatili süresince küçük Emrah dedesi yanında kalırken ona işlerinde yardımcı olmakta; kuzularını otlatmaktadır. Olay günü de kuzu otlatma görevini 10 yaşındaki Emrah'a veren dede, bir yanda koyun otlatırken kuzular da Emrah'a kalmıştır. Emrah'ın zaten her gün kuzuları otlatmak için dağa gittiği anlaşılmaktadır.
Dağdaki kuzu otlatma sırasında, bir kaya dibinde yuvaları bulunan eşek arılarının kuzuları soktuğunu görünce, küçük Emrah ateşle yuvalarını yakmaya çalıştığında kuru otlar tutuşup orman yangınına neden olur.
On yaşındaki bir çocuğa, hem de bütün yaz tatili boyuncu kendisine emanet edilen çocuğa davalı dedenin böyle bir görev vermesi, başlı başına özensiz bir davranıştır. Davalı dede H. Arı hakkındaki açılan ceza davasının beraatla sonuçlanan kararında da vurgulandığı gibi bu eylem hukuki sorumluluğu gerektirir. Okulların yaz tatili sırasında, küçük Emrah, dedenin gözetim ve denetimindedir.
Yerel mahkemenin davalı H. Arı'yı da sorumlu tutmasında, gerekçe ve sonuç doğrudur. Bu nedenle sayın çoğunluğun bu davalı yönünden davanın reddedilmesi gerektiği görüşüyle kararın davalı H. Arı'ya ilişkin bölümünü bozmasına katılamıyorum. 28.1.2002
KARŞI OY YAZISI
Eldeki davada yaz tatili için yanına misafir gelen torununa gerekli özeni göstermeyen dedenin sorumlu olup olmadığının tartışılması gerekmektedir.
Ceza mahkemesinde dede sanık durumunda olmayıp, esasen çocuğun işlediği suçu engellemeye benzer bir suç cinsi de bulunmadığından, ceza mahkemesindeki kabul ve karar davalı dede yönünden, BK.nun 53. maddesi bakımından hukuk hakimini bağlayıcı sonuç doğurmayacağı gibi, güçlü delil olarak değerlendirilmesi de mümkün değildir.
Aile başkanının sorumluluğu sebebine göre davalı dedenin sorumlu olup olmadığına gelince: Aile başkanının sorumluluğu hem gerekli olan bilincin verilmemiş olmasına, hem de o sırada gerekli nezaret görevinin yerine getirilmemesi olgularına dayanır, bu bakımdan örnekteki gibi kişilerin ayrı olması halinde her ikisinin de sorumlu olması mümkündür. Nitekim, aile başkanı olan babanın zararlı sonuçlara sebep olmama bilincini vermediği çocuğunu, yaz tatili için yanına gönderdiği dedenin de nezarette kusur işlemesi sonucu, çocuk yangına sebep olmuş ve zarar böylece doğmuştur. Bu oluş biçimine göre dedenin de sorumlu olması gerekirken, kararda yazılı gerekçe ile davalı H. Arı hakkındaki davanın reddedilmesi gerektiğine dair bozma kararına katılamıyorum. 28.1.2002
Full & Egal Universal Law Academy