(2577 S. K. m. 28) (818 S. K. m. 49)
Dava: Davacı Ömer K. vekili Avukat Necdet Pakdil tarafından, davalı Osman D. aleyhine 3/9/2001 gününde verilen dilekçe ile yargı kararının uygulanmaması nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin reddine dair verilen 12/6/2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, haksız eylem sonucu uğranılan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Davacı, davalının idare mahkemesinden verilmiş bulunan yürütmenin durdurulması kararın yasada belirtilen süre içerisinde uygulamadığını belirterek kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalı ise, 30 günlük süre içerisinde yargı kararını yerine getirmek üzere atama işlemlerini başlatıp işlem tesis ettiklerini ileri sürerek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, davalı tarafından süresi içerisinde yargı kararının uygulanması konusunda talimat verilip işlemin başlatıldığı, ancak davalıdan kaynaklanmayan sebeplerle kararın süresinde uygulanamadığı, davalı üzerine düşen görevi yerine getirdiğinden davacının yasal süre içinde göreve başlatılamaması konusunda kusurlu bulunmadığı benimsenerek istem reddedilmiştir. Kararı davacı temyiz etmiştir.
Dosya arasında bulunan bilgi ve belgelerden, davacının 23.8.2000 gününde Kocaeli ilinde 6 ay süreyle geçici olarak görevlendirildiği, davacının açtığı idari davada; davacının daha önce iki kez görevden alınıp yargı kararları gereği göreve başlatıldığı, 23.8.2000 tarihli geçici görevlendirme işleminin bulunduğu ve makam ile görevlendirme biçimi gözetildiğinde, idarenin davacı hakkında verilen yargı kararlarını biçimsel olarak uygulayıp daha sonra bu kararları etkisiz bırakacak nitelikte işlem tesis ederek davacıyı görev yerinden uzaklaştırdığı belirlenerek yürütmenin durdurulmasına karar verildiği, bu kararın davalının bakanı olduğu Sağlık Bakanlığına 6.11.2000 gününde tebliğ edildiği, davacının göreve başlatılmasına ilişkin "olur"un 4.12.2000 tarihinde alındığı ve davacıya 12.12.2000 gününde tebliğ edildiği, davacının 13.12.2000 tarihinde göreve başladığı anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 28/1. maddesinde; Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği; aynı maddenin 4. fıkrasında da, mahkeme kararlarının otuz gün içinde kamu görevlilerince kasten yerine getirilmemesi halinde ilgilinin, idare aleyhine dava açabileceği gibi, kararı yerine getirmeyen kamu görevlisi aleyhine de tazminat davası açabileceği belirtilmiştir. Yasanının bu düzenleniş biçiminden, otuz günlük sürenin, ilgilinin eylemli olarak göreve başlatılması için öngörülen en fazla süre olduğu anlaşılmaktadır. Bu süre içerisinde ilgilinin göreve başlatmasına yönelik işlemlerinin başlatılmış olması yargı kararı gereğinin yerine getirildiği biçiminde yorumlanamaz.
Somut olayda, yukarıda açıklanan yasada öngörülen otuz günlük sürede davacının eylemli olarak göreve başlaması sağlanmadığına göre davalı, yargı kararını uygulamamak biçiminde gerçekleşen haksız eylemden sorumlu tutulmalıdır. Yerel mahkemece, açıklanan yönler gözetilmeden, yerinde olmayan yazılı gerekçelerle, istemin reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 27.03.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy