(1086 S. K. m. 275) (5187 S. K. m. 11, 13)
Dava: Davacı İSKİ Genel Müdürlüğü vekili Avukat Nuran Özdiler tarafından, davalılar Semra Uncu ve diğerleri aleyhine 3/12/1999 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece istemin kısmen kabulüne dair verilen 11/7/2002 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacı adına Avukat Nuran Özdiler ile davalılar vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 6/5/2003 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat Nuran Özdiler geldi. Karşı taraftan davalılar adlarına kimse gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Davacı, Sabah gazetelerinde yayımlanan haberlerin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece istemin bir bölümü hüküm altına alınmıştır. Kararı davacı ile davalılar temyiz etmişlerdir.
Davacı dava dilekçesinde, davalı gazetenin dört ayrı tarihli sayılarında kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu belirterek istemde bulunmuştur. Ancak hangi günkü yayından dolayı ne miktarda manevi tazminat istediğini açıklamamıştır. Mahkemece de yargılama aşamasında bu yön davacıya açıklattırılmadan hüküm kurulmuştur. Şu durumda mahkemece, hangi günlü yayından dolayı ne miktarda manevi tazminat istediği davacıya açıklattırılmalı, dava konusu yayınlar ayrı ayrı değerlendirilmeli ve hangi yayından dolayı ne miktar manevi tazminata hükmedildiği karar yerinde ayrı ayrı gösterilmek suretiyle hüküm kurulmalıdır. Anılan yönlerin gözetilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Diğer yandan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 275. maddesi uyarınca, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren konularda bilirkişinin oy ve görüşüne başvurulabilir; hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi gereken konularda bilirkişi görüşüne başvurulamaz. Somut olay hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenebilir nitelikte olduğundan bilirkişi düşüncesine başvurulması anılan maddeye açık aykırılık oluşturduğu gibi, yasanın ön görmediği bir konuda yapılan giderinde davalıya yükletilmiş olması da doğru değildir. O halde karar bu nedenle de bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; bozma biçimine göre tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve temyiz eden davacı vekili için takdir olunan 275.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine ve taraflardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 13.05.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy