(2709 S. K. m. 129) (657 S. K. m. 13) (818 S. K. m. 41, 45, 53)
Dava: Davacılar Marifet Bingöl (asaleten Cennet'e velayeten) ve diğerleri vekili Avukat Yelda Erdoğan tarafından, davalılar Ahmet Kotan ve İçişleri Bakanlığı aleyhine 4.6.1999 gününde verilen dilekçe ile geçici köy korucusu davalı Ahmet Kotan'ın davacıların murisini öldürmesinden doğan maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı Ahmet Kotan aleyhine davanın Anayasanın 129/5. maddesi uyarınca husumet nedeni ile açılan davalı İçişleri Bakanlığı aleyhine açılan davanın idari yargı merciilerinin görevli olması nedeni ile mahkemenin görevsizliğine dair verilen 1.11.2001 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ile davalı İçişleri Bakanlığı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre davacının davalı İçişleri Bakanlığı yönünden temyiz itirazlarının reddedilerek ona yönelik hükmün onanması gerekir.
2- Davacının, davalı Ahmet Kotan'a yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Dava, geçici köy korucusu olarak görev yapan davalı Ahmet Kotan'ın geçiş izni verilmeyen yol güzergahından geceleyin şüpheli görülen davacıların desteğinin içinde bulunduğu aracı durdurmak için ateş ederek, desteğin ölümüne neden olmasından doğan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davalı İçişleri Bakanlığı davanın reddini savunmuş, diğer davalı duruşmaya gelmemiştir. Mahkemece davalı Ahmet Kotan aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle, davalı İçişleri Bakanlığı aleyhine açılan davanın da idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğinden yargı yolu bakımından reddine karar verilmiştir. Karar davacılar ve davalı İçişleri Bakanlığı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, davalı Ahmet Kotan'ın suç teşkil eden eyleminden dolayı tazminat isteminde bulunmuşlardır. İddia itibariyle bu eylemin görev sınırlarını aştığı anlamına gelmektedir. Bu haliyle eylemin Anayasanın 129/5 ve 657 sayılı Devlet Memurları Yasasının 13. maddesi kapsamı içinde düşünülemez. Kaldı ki adı geçen davalı Muş Ağır Ceza Mahkemesince hükümlülüğüne karar verilmiştir. Böylece davalının zararlandırıcı eylemin meydana gelmesindeki hukuka aykırılığı kesinleşmiştir. Şu durumda mahkemece yapılacak iş zarar kapsamının belirlenmesinden ibarettir. Bu yön gözetilmeksizin yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda 2 nolu bentte gösterilen nedenle davacı yararına BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının 1 nolu bentte gösterilen nedenle reddine davalı İçişleri Bakanlığı yönünden hükmün ONANMASINA ve temyiz eden davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 22.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy