(818 S. K. m. 41, 47)
Dava: Davacılar M. Şentürk ve E. Şentürk vekili Avukat E. Levent tarafından, davalılar İETT Genel Müdürlüğü ve F. Temizsoy aleyhine 1/11/1999 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem sonucu ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 27/3/2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili Avukat İ. Gömlekli ile davalı İETT vekili Avukat S. Bayer taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava; haksız eylem sonucu ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan tüm temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- a) İlk davada, tazminatlara olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi istemi açıkça belirtildiğine ve faiz başlangıç tarihinin de olay tarihi olmasına göre; dava dilekçesinde yer alan 13.10.1996 tarihinin daktilo hatası olarak kabulü ile faiz başlangıcı olarak 13.10.1995 tarihi yerine yukarıda yazılı yanlış tarihin esas alınması, usul ve yasaya aykırı olup; hükmün bozulması gerekmiştir.
b) Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olan olayın oluş biçimi, tazminat davasının ceza yargılamasının sonuçlanmasından sonra açılması karşısında kusur indirimi suretiyle istemde bulunulmuş olması, ölüm ile sonuçlanan olay ve tarafların ekonomik durumları ile yukarıda açıklanan ilkeler göz önünde tutulduğunda, takdir edilen manevi tazminat miktarları azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
3- Davalı İETT Genel Müdürlüğü'nün temyiz itirazlarına gelince; Yargılama gideri anlamında vekalet ücretine, tarafların haklılık oranları gözetilerek karar verilmelidir. (HUMK. m. 417, Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri m.14)
Mahkemece, reddedilen tazminat miktarları üzerinden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş bulunması, usul ve yasaya aykırı olup; kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda 2 numaralı bentte gösterilen nedenlerle davacı yararına 3 nolu bentte gösterilen nedenle temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, davacının diğer temyiz itirazlarının 1 nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harçların istek halinde geri verilmesine 17.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy