(1086 S. K. m. 368)
Dava: Davacı Sait H. vekili Avukat Abdullah Bayındır tarafından, davalılar Hazineye izafeten Halfeti Mal Müdürlüğü ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı aleyhine 24.7.2001 gününde verilen dilekçe ile muhtesat aidiyetinin tespitinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 1.11.2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi İsmail İ. ve davalılar vekili Ramazan K. taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde Hazine adına tapuda kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların Birecik Barajı ve Hes göl sahası içinde kaldığını belirterek bu ağaçların davacıya ait olduğunun tespitini istemiştir.
Yerel mahkemece dava kabul edilmiş, karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Yasalarda genel anlamda tespit davalarının varlığını düzenleyen yasa kuralları bulunmamakla birlikte tespit davalarının da dinlenebileceği uygulamada ve yerleşmiş yargı kararları kabul edilmiştir. tespit davası bir hukuki ilişkinin tespitine yöneliktir. Hukuki ilişkiden amaç, bir kişi ile diğer bir kişi veya eşya arasında somut bir olaydan kaynaklanan ilişkidir. Her türlü ilişki tespit davasının konusu olabilir. Ancak maddi olayların soyut ilişkileri tespit davasının konusu olamazlar. tespit davası bir hukuki ilişkinin saptanmasına yönelik olmakla birlikte, diğer davalarda olduğu gibi tespit davasında hukuki yarar bulunması zorunludur. tespit davasının dinlenebilmesi için davacının hakkı veya hukuki durumunun bir tehlike ile karşı karşıya bulunması, tehdit nedeniyle hakkının sağlanmasında duruksama meydana gelmesi veya tespit isteyenin yararı zarar görecek nitelikle olmalı ve tespit talebiyle bu tehdit ortadan kaldırılabilmelidir.
Dosyadaki kanıtlara göre, davacı, Hazinenin özel mülkü üzerindeki ağaçlarla ilgili delil tespiti yaptırmış; bu yer daha sonra su altında kalmıştır. Kamulaştırılan idare ile davacı arasındaki uyuşmazlığın bu tespit davası ile çözümlenemeyeceğine; davacının eda davası açması gerektiğine göre eda davasının bir bölümünü oluşturan bu tespit davasının bağımsız olarak açılmasında hukuki yararın yeterince tartışılmaması usul ve yasaya aykırıdır. Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 15.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy