(4721 S. K. m. 24) (818 S. K. m. 49)
Dava: Davacı S. B. vekili Avukat A. Ş. tarafından, davalı H. K. aleyhine 11/11/1999 gününde verilen dilekçe ile hakaret ve müessir fiil nedeni ile kişilik haklarına saldırıdan doğan maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 13/2/2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Manevi tazminat istemine ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Dava, hakaret ve müessir fiil sonucu kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacı polis memuru, olay günü 23 Nisan kutlamalarında protokole yer göstermek için görevlendirildiğini, protokolde yeri olmayan davalının yanında bir bayan ve çocukla gelip protokole oturmaları üzerine kalkmaları için davalıyı uyardığını, davalının toplum içinde davacıya Ben merkez komutanının eşiyim. Siz kim oluyorsunuz, beni buraya oturtmuyorsunuz? Siz askere gıcık mısınız? diyerek davacının kolundan tutup sağa-sola iteklediğini yalan yanlış beyanlarla kendisini şikayet ederek açığa alınmasına ve soruşturma geçiştirmesine neden olduğunu, bu olaylar nedeniyle davacı maddi ve manevi zararının tazmini isteminde bulunmuştur. Davalı davanın reddini savunmuştur.
Yerel mahkemece, davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulmadığı ve kötü niyetle şikayet edilmediğinden davanın reddine karar verilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Medeni Yasa'nın 24. maddesinde kişilik haklarına yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı belirtilmiştir. Yaptırımı Borçlar Yasasının 49. maddesinde gösterilmiş olup, bu madde uyarınca kişisel hakları zarara uğrayan kimse manevi tazminat isteyebilecektir. Böyle bir kimseye bir miktar para ödenmesi ruhsal acıların kısmen de olsa giderme amacını güder. Kişisel hakların halele uğraması sözleri ile kişinin, kişiliğe ilişkin hakları, diğer bir deyimle kişisel varlığı amaçlanmıştır. Kişisel haklar, kişinin kendi hür ve bağımsız varlığının bütünlüğünü sağlar. Bu hak, insanın doğumu ile kazanılan ve kişiliğe bağlı olan bir haktır. Hayat, beden ve ruh tamlığı, vicdan, din, düşünce ve ekonomik çalışma özgürlüğü, şeref, haysiyet ve itibar, ün, ad, sır ve resim hep kişisel varlıklardır.
Kişilik haklarının koruduğu bu maddi ve manevi değerlerin zarar görmesi halinde anılan yasa gereğince manevi tazminat istenebilir.
Somut olayda, davacı polis memuru, davalı ise öğretmen ve asker eşi olup, davalının İlçe Emniyet Müdürlüğüne verdiği şikayet dilekçesi ile davacının yakasından tutup-itip kakarak protokolü derhal terk etmesini, terk etmez ise karakola götüreceğini söyleyerek, kendisini toplum ve öğrencilerin önünde rencide ettiğinden cezalandırılmasını istemiş, yapılan idari tahkikat neticesinde, davacının açığa alındığına dair delil bulunmayıp, davacının kendisine verilen emir ve talimatlara uygun görevinin gereğini yaptığı, iddiaların asılsız olması nedeni ile ceza tayinine yer olmadığına karar verilmiştir.
Dosyada dinlenen davacı tanığı H. K., davalının davacıya hitaben Siz kim oluyorsunuz, ben burada oturmak istiyorum, asker eşiyim dediğini, davacı tanığı K. Y. ise, davalının davacıya Sen kim oluyorsun, ben subay eşiyim, burada otururum, beni kaldıramazsın şeklinde beyanda bulunup, davacının kolundan tutarak onu yan tarafa doğru savurduğunu, yani ittiğini ifade etmişlerdir.
Dosyadaki kanıtlara göre olay sırasında davalı tarafından davacıya hitaben Sen kim oluyorsun beni buradan kaldıramazsın biçiminde sözler kullandığı ve kolundan tutmak suretiyle ittiği tanık beyanları ile sabittir. Anılan bu söz ve eylem davacının kişilik değerlerine saldırı teşkil eder. Mahkemece bu yön gözetilerek manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenle manevi tazminat yönünden BOZULMASINA, maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 25.09.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy