(2709 s. Anayasa. m. 28) (5680 s. Basın K. m. 1) (4721 S. K. m. 24, 25) (743 S. K. m. 24, 24/a)
Davacı Oya A. M. vekili Avukat Ahmet Özdemir tarafından, davalılar İ... Gazetecilik AŞ. ve diğerleri aleyhine 13/11/2000 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece istemin kısmen kabulüne dair verilen 31/10/2001 günlü kararın Yargıtayda duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 4/6/2002 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar adına Avukat Hasan Alper Avcı ile karşı taraftan davacı adına Avukat Gürkan Arıkan geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacı, O... gazetesinde yayımlanan yazıda kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu ileri sürerek manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Yerel mahkemece istemin bir bölümü hüküm altına alınmış; kararı davalılar temyiz etmişlerdir.
Davaya konu edilen yayında "Türkiye'nin temsilcileri böyle mi olmalı?" başlıklı yazıda; "FP'li Oya A.'in BM toplantısında, DSP'li Gönül S. A.'ın Libya gezisinde yaptıklarına bakınca, 21. yüzyılda da bazı kafaların hala değişmediği ve kolay kolay da değişmeyeceği apaçık ortada. Bu nedenle de iç dinamiklerin kendini çağdaşlaştırmaya yetmediği bir Türkiye'nin, bu siyasi kafalarla kendini yenilemesi pek mümkün görülmüyor. Çağdaşlaşmada, ileri, daha büyük ve güçlü olma yolunda önemli adımlar atan Türkiye'nin önünü kesmek için var güçleriyle çalışıyorlar. Üstelik bu kafaların sahipleri ne ABD'deki Rum ya da Ermeni lobileri, ne de sokaktaki sade bir vatandaş. Ne yazık ki bunlar, Türkiye'yi güçlendirsinler, bu ülkeyi hak ettiği yere getirmek için çalışsınlar, Türk insanını her aşamada en iyi şekilde temsil etsinler diye seçtiklerimiz kafalar. Yüce meclise girdikten sonra beyinlerindeki ihaneti uygulamaya sokan bu ve benzer kişilerin, Ata'nın kurduğu kutsal mekandan ayıklanması gerekmez mi? Evet, FP Ankara milletvekili Oya A., BM'de, yüce Meclisin kürsünden ülkesi için çalışacağına, ülkesini yüceltip koruyacağı yönündeki yeminini unutarak, Türkiye'yi ağır dille eleştirdi. Utanmadan, Türkiye'deki bütün gazeteci ve düşünürlerin ifade özgürlüklerinin sınırlı olduğu yalanını ortaya atan FP'li A., bu yetmiyormuş gibi ve Türk olduğunu unutarak, Erbakan'ın da mahkum olduğu 312'nin kaldırılması için Türkiye'nin ikaz edilmesini, baskı uygulanmasını, kafasınca anti-demokratik olan bu düzenin değiştirilmesi için de BM üyesi ülkelerden yardım dilendi. Böylesi birinin, Ata'nın kurduğu o kutsal mekanda yeri olamaz..." biçiminde iler sürülen açılamalarla kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu ileri sürerek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.İnsan Haklarının Yükseltilmesi ve Korunması Konusunda Alt Komisyonun 52. toplantısında, "Türkiye'de ki İnsan Hakları İhlalleri" başlıklı bir rapor sunan davacının; "... Türkiye'de vukuu bulan insan hakları ihlalleri hakkında bazı düşünce ve kanaatlerimizi belirmek üzere bulunuyorum. Bu gün Türkiye'de şahıslar aşırı ve kanunsuz siyasi ve kültürel sınırlamalarla karşılaşmaktadır. ... Türkiye'de siyasiler, yazarlar, medya mensupları ve Türk aydınları düşünce ve düşüncelerini ifade konusunda ciddi kısıtlamalarla karşılaşmaktadırlar. Kökenleri ne olursa olsun, Türk, Çerkez, Kürt, Arap, Gürcü veya Arnavut tüm Türk aydınları düşünce ve ifade konusunda aynı kısıtlamalar ve insan hakları ihlalleri ile karşılaşmaktadırlar. Zaten insan hakları ihlalleri ve düşünce özgürlüğüne uygulanan hukuki kısıtlamaları bugün Türkiye'deki iki önemli ana sorundur. Yazarlar, gazeteciler, akademisyenler görev ve mesleklerini serbestçe gerçekleştirmemektedirler. Mesela, araştırmacı ve sosyolog İsmail B. Türkiye'de ki Kürt sorununa değişik bir açıdan baktığı ve değişik bir çözüm önerdiği için 100 yıl hapse çarptırılmıştır. Türkiye'de adli mekanizma, siyasi hedefleri gerçekleştirmek amacı ile kullanılan bir mekanizma haline gelmiştir. ... 1946'dan bu yana Türkiye'de çeşitli sebeplerle kapatılmış 50'nin üstünde parti bulunmaktadır. Çeşitli dernekler, vakıflar ve sendikalar ciddi baskılar altındadır. Bunların faaliyet ve hareketleri ciddi kısıtlamalara tabi tutulmaktadır. Gazete, Mecmua ve diğer medya kuruluşları ve TV kanalları üstünde yasaklamalar ve tehdidler mevcuttur. Seçmenden rekor oy almayı başaran çok tutulan popüler bir siyasi parti son derece zayıf hukuki sebeplerle kapatılmış olup, bu konu şu anda Strasbourg'da ki İnsan Hakları Mahkemesinde incelenmektedir. ... yukarıda anlatılan bütün sebeplerden dolayı alt komisyondan istediğimiz şöyledir: İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi gereği korunması icap eden tüm insan haklarının korunması için gerekli tedbirlerin alınması ve gerekli işlemlerin yapılmasının Türkiye'ye hatırlatılması, Birleşmiş Milletler kuruluşlarının ciddi insan hakları ihlalleri konusunda ki duyarlılıklarını Türkiye'ye ihsas ettirerek, Türkiye'de doğru işleyen adil bir yargı sisteminin gelişmesinin sağlanması yönünde tavsiyelerde bulunulması." biçiminde konuşma yaptığı davacının mahkemeye sunduğu belgeden anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan gazete yazısında davacının bu konuşması eleştirilmiş, bazı değerlendirmelerde bulunulmuştur. Katıldığı bir uluslararası toplantıda Türkiye'ye yönelttiği ağır eleştiriler nedeniyle yukarıda açıklanan biçimde sert bir anlatımla eleştirilmesine kendi davranışı sonucu meydana geldiğinden, davaya konu edilen yayının hukuka aykırılığından ve davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğundan söz edilemez. Bu durumda, istemin tümden reddedilmesi gerektiğinin gözetilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç:Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve davalılar vekili için takdir olunan 250.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ve temyiz eden davacılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 11/6/2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy