(818 S. K. m. 43, 47)
Dava: Davacı Emine Özdemir ve Mehmet Özdemir vekili Avukat Vural Kızrak tarafından, davalı Özon Taşoyar ve Şafak Taşoyar aleyhine 14.9.1998 gününde verilen dilekçe ile darp ve hakaret nedeni ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı Şafak Taşoyar hakkındaki davanın reddine, diğer davalı yönünden davanın kısmen kabulüne dair verilen 11.7.2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, darp ve hakaret nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davalı Şafak Taşoyar hakkındaki davanın reddine, diğer davalı yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davalının haksız eylemi nedeni ile davacıların yaralandığı sabittir. Davacıların bir kısım yerlere yemek hazırlayıp verdikleri, yaralanmaları nedeni ile bu çalışmalarını yapamadıkları ve bu sürenin de doktor raporuna göre 20 gün olduğu bellidir. Şu durumda davacıların bu kalem gider için maddi tazminat hesabında, çalışamadıkları bu bağlamda yemek veremedikleri günlerdeki zararın hesabı gerekir. Yemek verilemeyen kurumlar belirlenmeli ve yemek verdikleri zamanki elde edilecek kar hesaplanmalı ve bu kar miktarı zarar olarak hüküm altına alınmalıdır. Bu yönteme uygun olmayan asgari ücret üzerinden zarar hesabı doğru olmayıp bozmayı gerektirir.
3- Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olan olayda davacıların yaralanma derecesi ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı çok azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2 ve 3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 17.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy